Afleveringen
-
Şehir Hepimizin yeni videosunda Zeynep Nur Ayanoğlu’nun konuğu sanat tarihçisi Barış Acar. Bu bölümde direnişlerde sanatın rolünü ele alıyor. Psikocoğrafya teriminden yola çıkarak Pikaçu Manifestosu’nu değerlendirdi. Direniş, sanat ve Pikaçu başlıklı videoda Acar, “Pikaçu olmaktan başka bir şansımız yok” dedi.
-
Şehir Hepimizin’in yeni videosunda Sibel Bültay’ın konuğu Dr. Ayşe Kaşıkırık. Kaşırık, Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı’nın (KAPI) çalışmalarını anlattı.
-
Zijn er afleveringen die ontbreken?
-
19 Mart sonrası gençlerin siyasal katılımını değerlendirmek için bu hafta Şehir Hepimizin programı, gençler ve gençlerin siyasal katılımı üzerine birçok araştırma yürütmüş olan Prof. Dr. Demet Lüküslü ve Prof. Dr. Emre Erdoğan’ı konuk ediyor.
“Şehir Hepimizin” programı bu hafta 19 Mart sonrası gençlerin siyasal katılımını ele aldı. Bu haftaki programın konukları, gençlik üzerine çok sayıda araştırmaya imza atmış olan Prof. Dr. Demet Lüküslü ve Prof. Dr. Emre Erdoğan’dı.
Programda, gençlik kavramının tanımı, farklı gençlik halleri, siyasal katılımın tarihsel bağlamı ve biçimleri konuşuldu. Konuklar, mevcut sosyo-politik atmosferin gençlerin siyasal katılımını nasıl etkilediğini tartıştı. Artan toplumsal kutuplaşma, ekonomik krizler ve COVID-19 salgınının gençlerin dünyaya bakışını nasıl şekillendirdiği Mannheim’ın kuşak analizine dayanarak değerlendirildi.
Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Demet Lüküslü, gençlik sosyolojisi alanındaki çalışmalarıyla tanınıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Emre Erdoğan ise siyasal katılım, kamuoyu ve gençlik refahı üzerine araştırmalar yürütüyor. Erdoğan, TÜBİTAK destekli NEET gençler üzerine yapılan bir projenin de yürütücülüğünü üstleniyor.
Şehir Hepimizin (418): Gençlik ve siyasal katılım | Emre Erdoğan ve Demet Lüküslü değerlendiriyor
-
Şehir Hepimizin’in yeni videosunda sanat tarihçisi Barış Acar, avangard sanat ile çağdaş sanat arasındaki ilişkiyi ve sokak protestolarıyla olan bağlantısını Zeynep Nur Ayanoğlu’na anlattı. Sanatta direniş ve sokak protestoları başlıklı videoda Acar, sanat ile direniş arasındaki bağı değerlendirdi.
-
Gürhan Ertür’ün konuğu Tuğçe Tezer. 6 Şubat depremlerinden 25 ay sonra Antakya’da yaşam koşulları, hak temelli yaklaşımlar, barınma ve mülkiyet hakları, kentleşme sorunları ve bölge halkının karşılaştığı zorluklar konuşuldu.
6 Şubat depremlerinin üzerinden 25 ay, 770 gün geçti. Günümüzde zaman hızla akıp gidiyor gibi görünse de, deprem bölgesinde yaşam koşulları hala depremin ilk günlerindeki zorlukları taşıyor. Özellikle en büyük hasarı alan Hatay-Antakya’da gündelik yaşamı belirleyen kavramlar değişmedi: Riskli alanlar, rezerv yapı alanları, hak sahipliği, toz, beton santralleri, taş ocakları, TOKİ ve kalıcı konutlar, konteynerler, elektrik kesintileri, trafik ve ulaşım sorunları…
Tüm bunlar yaşanırken, belki de en başından beri konuşulması gereken meseleler hep arka planda kaldı. Oysa bugün, deprem bölgesinde hak temelli yaklaşımlar geliştirmek her zamankinden daha önemli. İnsan haklarını; insan dışındaki canlıların haklarıyla, yaşam hakkını; barınma ve mülkiyet hakkıyla, yaşanabilir kentleri; kentsel iyilik haliyle, sosyal ve mekânsal adaleti yurttaşlıkla birlikte düşünmek gerekiyor.
T.C. Anayasası’nın tanımladığı temel haklar—konut hakkından mülkiyete, eğitim ve öğrenim hakkından üretim alanlarına, temiz içme suyundan güvenli gıdaya, tarihi ve kültürel mirasın korunmasından doğal alanlara kadar—nitelikli bir hak perspektifi sunuyor. O halde, geride kalan 25 ayın olumlu-olumsuz tüm deneyimlerini, bölge halkının haklı yorgunluğunu ve endişesini görmek, bununla yüzleşmek ve bundan sonra yapılması gerekenleri tartışmak zorundayız.
Planlama süreçlerinin, kamu idaresi tarafından oluşturulacak çok disiplinli tartışma ortamlarında ele alınması gerekiyor. Ancak bu süreç, sadece merkezi yönetimle sınırlı kalmamalı; üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve en önemlisi yerel halk da sürece dahil edilmeli. Geleceğin dayanıklı, adaptif ve yaşanabilir kentlerini oluşturmak için hepimizin sorumluluk alması şart.
Bu süreçte, Hatay’da yaşamını zorlu koşullar altında sürdüren ya da deprem sonrası göç etmek zorunda kalanların ortak bir tavır geliştirerek sürecin aktörlerinden biri haline gelmesi temel bir gereklilik. Öte yandan, uzaktakiler olarak bizler de bölgedeki ihtiyaçları anlamalı, kendi konumumuzu ve yapabileceklerimizi fark etmeli ve elimizdeki olanaklarla yerel halka destek olmalıyız.
Depremi sadece bir afet olarak değil, sosyal ve mekânsal adalet meselesi olarak görmek ve çözüm üretmek hepimizin sorumluluğudur.
-
AFAD bütçesi ve bağışlar nerede? Bağışların şeffaf bir şekilde izlenmesi mümkün mü? Deprem öncesinde bütçeler doğru planlanıyor mu? İstanbul için ayrılan afet bütçesi yeterli mi? Gürhan Ertür’ün konuğu Prof. Dr. Nurhan Yentürk. Yentürk, AFAD bütçesi ve deprem harcamalarını, afet yönetimi bütçelerinin yetersizliği ve harcama süreçlerindeki eksikliklere dikkat çekti.
-
Şehir Hepimizin’in yeni videosunda Zeynep Nurayanoğlu’nun konuğu Emel Gülşah Akın. Akın, “Kültürü Koru, Yaşamı Koru, İklimi Koru” raporunu anlatarak müzelerin iklim değişikliğiyle mücadelede nasıl bir rol üstlenebileceğini ve sürdürülebilir müzecilik uygulamalarını değerlendirdi.
Museums for Future’un Türkiye ekibi tarafından hazırlanan “Kültürü Koru, Yaşamı Koru, İklimi Koru” raporu, müzelerin sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğine karşı nasıl bir dönüşüm geçirmesi gerektiğini ele alıyor.
Müzeler, iklim krizine karşı hangi somut adımları atabilir? Sürdürülebilir müzecilik uygulamaları ziyaretçilerin farkındalığını nasıl artırabilir? Kültürel mirasın korunması için müzelerin enerji tüketimi nasıl azaltılabilir? İklim değişikliğinin müze koleksiyonları üzerindeki en büyük tehditleri nelerdir? Müzeler, toplumu iklim adaleti konusunda bilinçlendirmek için nasıl bir rol üstlenmeli?
Museums for Future Türkiye koordinatörlerinden Emel Gülşah Akın, müzelerin iklim dostu bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini belirtti.
Akın, “Müzeler, sadece görsel bir deneyim alanı değil, aynı zamanda bir organizasyon sistemi. Müzelerin sergileme, koleksiyon koruma ve eğitim programları, iklim dostu bir yapıya kavuşturulmalı”
OKUYUN – Şehir Hepimizin (412): Fotoğrafın grameri | Esra Özdoğan, Abdullah Ezik’e fotoğraf pratiğini anlattıMüzelerin, iklim krizinin etkilerine duyarlı olması ve karbon ayak izlerini azaltması gerektiğini söyleyen Akın, bu konudaki somut adımlara dikkat çekiyor: “Bazı müzeler, gece boyunca gereksiz aydınlatma kullanarak enerji israf ediyor. Basit önlemler bile büyük fark yaratabilir. Bunun yanı sıra, müzelerdeki eğitim materyallerinin geri dönüştürülmüş malzemelerle hazırlanması da önemli”
Müzeler, sadece sergi alanları olmanın ötesinde, iklim adaleti ve sürdürülebilirlik konusunda farkındalık yaratacak alanlar haline gelmeli. Akın, bu konuda şu vurguyu yapıyor:
“Müzelerin en eski işlevlerinden biri koruma, saklama ve gelecek nesillere aktarma. Ancak bu eserlerin geleceği de iklim krizinin elinde. Sürdürülebilir politikalar benimsemeyen müzeler, aslında kendi varlıklarını da tehlikeye atıyor”
Museums for Future ekibi, bu bilinçle hareket ederek Türkiye’deki müzelerin iklim dostu adımlar atması için rehberler oluşturuyor. “Kültürü Koru, Yaşamı Koru, İklimi Koru” raporu da bu kapsamda önemli bir kaynak sunuyor. Müzelerin, topluma bu bilinci aşılamada daha aktif roller üstlenmesi gerektiği ise bir gerçek olarak karşımızda duruyor.
Müzeler nasıl dönüşebilir?Müzeler ve toplumsal duyarlılık
-
Esra Özdoğan, Şehir Hepimizin Fotoğrafın grameri başlıklı videosunda Abdullah Ezik’e fotoğraf pratiğini anlattı.
“Her fotoğraf bir anlatı kurar” diyen Özdoğan, fotoğrafın en nihayetinde birinin bakışı ve dolayısıyla birinin sözü olduğunu vurguladı. Sanatçı, “Dünyanın ya da tarihin gerçeğini değil, kendi gerçeğimi fotoğraflıyorum” dedi.
Fotoğrafa edebiyattan ilhamla yaklaştığını vurgulayan Özdoğan, “Edebi anlatılardan ödünç aldıklarımı fotoğrafa nasıl taşıyabileceğimi düşünüyorum” diye konuştu.
Hayalet temasını merkeze aldığı son sergisi Makinedeki Hayalet üzerine de konuşan Özdoğan, “Hayaletler kriz anlarında geri döner. Zamansallığı bozar ve algımızı alt üst eder” dedi. Bu temayı uzun okuma ve analizlerle şekillendirdiğini belirten sanatçı, “Sanat tarihinde ve edebiyatta hayalet imgelerinin çeşitliliğini inceledim” diyerek araştırma sürecine de dikkat çekti.
Özdoğan şöyle devam etti: “Hayaletleri kültürde ve edebiyatta toplumsal inanışlarda ya da bireysel hezeyanlarda analiz edince hep kriz anlarında geri dönüyorlardı. Zaten bir kere ölüm var işin içinde ve ölümden geri dönüyorlar. Dolayısıyla o zamanın çizgisel işleyişinin yapısını bozuyorlar. Aslında bizim de zaman algımızı alt üst ediyorlar. Bu mesela fotoğrafın da çok yaptığı bir şey” dedi.
OKUYUN – Şehir Hepimizin (411): Yerelde afet yönetimiÖzdoğan fotoğrafçılıktaki unsurları anlattı.
Özdoğan, “Sahnelerin önce bir tasarımı oluyor. Bazıları işin başından beri kafamda oluyor. Bazıları yolda belirleniyor. Bazılarına enteresan bir biçimde tesadüfler getiriyor. Fotoğrafta şans faktörünün büyük bir payı var. Önce bir hayal görüntü herhalde zihinde kökleşip yapılanıyor” dedi. Sözlerine şöyle devam etti: “Tek bir görüntünün diğerleriyle hem formal çerçevede hem de içerik açısından bağlantılı olması lazım. Çok çarpıcı bir görüntü elde edebilirsin. Ama o tek başına ayrık kaldıysa onu elemek zorunda kalıyorsun. Yalnızca sahneleri, duruşları, pozları değil, öncesinde kullanacağın malzemeyi de, ışığa göre düşünmen, ona göre kurgulaman gerekiyor”
Özdoğan fotoğrafçılıkta dikkat edilmesi gerekenleri değerlendirdi.
Özdağan fotoğrafın anla çalıştığını söyledi. Esra Özdoğan, “Hareketli görüntü anlar üzerinden düşündüğünde bir tık daha affedici olabilir. Burada öyle bir şey yok. Yani detay hatalarını gizleyemezsin, hafifletemezsin. Ufak bir unutkanlık, ufak bir dalgınlık bir şeyin unutulması bile işi öldürür. O anın heyecanıyla ya da gerginliğiyle, stresiyle iki sene çöpe gidebilir. O yüzden çok dikkatli olmak, her şeyi hesaba katmak lazım. Makineye o istediğin görüntüyü aldıktan sonra sonrasını da aslında gözeterek onu kaydetmen lazım” dedi.
Makinedeki HayaletFotoğrafta şans faktörünün büyük bir payı var
-
Şehir Hepimizin‘in yeni videosunda Itır Akdoğan’ın konuğu Dr. Nazan Cömert, Bolu Kartalkaya Grant Kartal Otel yangını üzerinden yerel afet yönetiminin nasıl olması gerektiğini anlattı.
Bu haftaki videoda, Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi Ve Kamu Yönetimi Bölümü, Yönetim Bilimleri Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Nazan Cömert, Bolu Kartalkaya Grant Kartal Otel yangının üzerinden, afet tanımı, afet yönetiminde yerelin kapasitesi, itfaiye örgütünün afet yönetimindeki yeri, dünyada ve Türkiye’deki süreçleri değerlendirdi, Türkiye’deki karar alıcılara somut çözümler önerdi.
12 katlı otelde yangın 21 Ocak gecesi saat 03:30’da başladı. Yangın sırasında otelde 238 kayıtlı misafir kalıyordu. İtfaiye ekipleri olay yerine intikal etti ancak müdahalede gecikmeler yaşandı. Yangının çıkış nedeni henüz belirlenemedi. Otel Türkiye’nin önemli kış turizm merkezlerinden Kartalkaya’da bulunuyor.
Yangın sonrası bölgedeki diğer otellerin denetimi de sıklaştırıldı. Facianın ardından kış turizm merkezlerindeki yangın önlemleri yeniden gözden geçirdi.
Kartalkaya otel yangını: Belediye Başkan Yardımcısı ve İtfaiye Müdürü gözaltındaEn az 78 kişi yangında hayatını kaybetti.
Yerelde afet yönetimiGrand Kartal Otel’de ne oldu?
-
Şehir Hepimizin yeni videosunda Abdullah Ezik’in konuğu editör ve yazar Murat Yalçın. Yalçın, Dalga Boyu kitabını anlattı.Sözcüklerin yankısı: Dalga Boyu | Murat Yalçın anlatıyorŞehir Hepimizin (410) – Sözcüklerin yankısı: Dalga Boyu“Bir şeye geç kalmışım da o gecikmeyi, neye geç kaldığımı anlamak için, gölgemin yanında heykelleşerek gidereceğimi sanıyorum.”Murat Yalçın’ın yedi yıl aradan sonra çıkan yedinci öykü kitabı “Dalga Boyu” otuz beş yıllık öykü serüvenini açığa çıkarıyor.Gölgelerin düşlerine dalıp çıkan, sözcüklerin yankısına kulak veren bir kitap. Anlatıcılar, bir kaleydoskopun oynaşan renklerinde rüyaya yatmış bir şehirde geziyor; yaşamın güzelliğine ve ölümün ağırlığına alışmanın yollarını arıyor. Bazen bir anıya bazen bir bakışa odaklanan öykülerde geçmiş zamanın dehlizlerinde, uykunun sınır boylarında dolaşan bilincin izi sürülüyor.
-
Şehir Hepimizin‘de Gürhan Ertür’ün konukları Prof. Dr. Murat Cemal Yalçıntan ve Doç. Dr. Toygar Sinan Baykan, 6 Şubat depremlerinin ardından geçen 23 aylık süreçte afet, kent ve siyaset ilişkisini değerlendiriyor.
6 Şubat depremlerinden bu yana, afetlere karşı kentlerin kırılganlığının nedenleri üzerine önemli tartışmalar yürütüldü. Programda, Türkiye kentleşmesinde planlama ve siyasetin etkisi ele alınıyor. Deprem öncesi ve sonrasındaki yaklaşık iki yıllık süreçte afet ve siyaset ilişkisi masaya yatırılıyor.
Program, 6 Şubat depremlerinde Adıyaman’da hayatını kaybeden değerli şehir plancısı ve akademisyen Fatma Önder‘in anısına gerçekleştiriliyor.
-
Şehir Hepimizin‘de Gürhan Ertür’ün konukları sosyolog Asuman Şahin ve Hamit Levent Evci’nin de olduğu Adıyaman Sivil Toplum Dayanışma Grubu katılımcıları, deneyimlerini “Adıyaman Sivil Toplumu Anlatıyor” başlıklı kitapta anlatıyor.
6 Şubat depremleri sonrası Adıyaman’da, sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek Adıyaman Sivil Toplum Dayanışma Grubu’nu kurdu. Bu grup, deprem sonrası ihtiyaçlara yerel çözümler geliştirdi ve dayanışma ile yeni bir sivil toplum modeli oluşturdu. Grubun deneyimleri ve çalışmalarını içeren kitabı, hem bir rapor hem de kolektif bir hikaye olarak şekillendi. Yayında, kitabın oluşum süreci ve Adıyaman’da sivil toplumun dayanışma hikayesi ele alındı.
Sivil toplumun Adıyaman’da yürüttüğü çalışmaların raporu niteliğindeki kitaba buradan ulaşabilirsiniz.
-
Yılın son Şehir Hepimizin bölümünün Yıl biter matematik bitmez başlıklı programında, Ali Vatansever’in konuğu Prof. Dr. Betül Tanbay. Tanbay 2024 boyunca matematik ve şehir eksenindeki çalışmalarını, matematik atölyelerini, İstanbul Matematiksel Bilimler Merkezi’ni, Avrupa Matematik Birliği’ndeki görevlerini ve 2025’e dair umutlarını anlattı.
-
Şehir Hepimizin’de bu hafta Gürhan Ertür’ün konuğu Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü öğretim üyesi Dr. Tuğçe Tezer.İki bölümden oluşan programın 9 Aralık 2024’te yayımlanan ilk bölümünde Dr. Tuğçe Tezer, 2021 yılında SALT Araştırma Fonu desteğiyle hazırladığı Antakya Yürünebilir Kent Tarihi Rehberi’nin deprem öncesi yolculuğunu anlattı.
6 Şubat depremleriyle birlikte, Antakya’daki pek çok şey gibi değişime uğrayan Yürünebilir Tarih kapsamında enkaz kaldırma süreçlerinin ardından büyük ölçüde hatıralardaki hâlinden uzaklaşan kent merkezinde yapılacak her yürüyüş, başka bir anlam taşıyordu.
Artık tarihi Antakya kentinde, Antakyalılarla ve Antakya severlerle birlikte, geçmişi hatırlamak, anılarımızı ve anılarımızın mekânlarını hafızamızda sabitlemek ve bu yapılar aslına ve anılarımızdakine uygun şekilde yerinde görünür olana kadar, bu yürüyüşleri sürdürmek gerekiyordu.
İki bölümden oluşan programın bu ikinci kısmında, ilkini 2024’ün Temmuz ayında yaptığı turları Eylül ve Kasım ayında sürdüren Tezer, deprem sonrası deneyimlerini paylaştı.
-
Yerel yönetimlerin COP29’daki rolü neydi? COP29’da neler konuşuldu?
Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen COP29 İklim Zirvesi’nde zengin ülkeler, gelişmekte olan ülkelere yıllık 300 milyar dolar iklim finansmanı fonu sağlama kararı aldı. Karara göre bu sayı özel sektör destekleriyle 2035’e kadar 1,3 trilyon dolara çıkacak. Yoksul ülkeler karardan rahatsız.
Şehir Hepimizin yeni bölümünde Sürdürülebilirlik İçin Yerel Yönetimler (ICLEI) Ağı Küresel Savunuculuk ekibinin yöneticiliğini yapan Yunus Arıkan, geçtiğimiz Kasım ayında Azerbaycan’ın Bakü şehrinde düzenlenen COP29 İklim toplantısını anlattı.
Zengin ülkeler, gelişmekte olan ülkelere 300 milyar dolar hibe ve düşük faizli kredi verecek. Kalan miktar için özel yatırımcılar kaynak sağlayacak. Fosil yakıtlardan alınacak vergiler fona eklenecek. Sık uçuş yapanlardan da ek vergi alınması gündemde. Bu kaynaklar düşük karbonlu ekonomiye geçiş için kullanılacak.
Sürdürülebilir gelecek: COP29’da neler konuşuldu? | Yunus Arıkan anlatıyor
-
Şehir Hepimizin’de bu hafta Gürhan Ertür’ün konuğu Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü öğretim üyesi Dr. Tuğçe Tezer.
Tezer’in 2021 yılında SALT Araştırma Fonu desteğiyle hazırladığı Antakya Yürünebilir Kent Tarihi Rehberi’nin amacı Antakya’nın tarihi merkezinde katılımcılarla birlikte yapılan yürüyüşlerle kadim kentin tarihsel katmanlarını deneyimlemek, bu sayede yapıları ve kentin tarihini tanımak ve sevme, Antakya’da kendiliğinden bir “koruma” halinin oluşmasına destek olmaktı. Fakat 6 Şubat depremleriyle birlikte, Antakya’daki pek çok şey gibi bu hayal de değişti. Enkaz kaldırma süreçlerinin ardından büyük ölçüde hatıralardaki hâlinden uzaklaşan kent merkezinde yapılacak her yürüyüş, artık başka bir anlam taşıyordu.
-
Dirimart, İnci Eviner’in seçili desenlerinden ve bu desenlerle reflektif bir diyalog içerisinde, 2023-2024 yılları arasında, Büyükada, İstanbul’da yazdığı şiirsel metinlerinden oluşan Arkasında Mahrem Bir Şeyler başlıklı sanatçı kitabını yayımladı.
Arkasında Mahrem Bir Şeyler kitabı, desen, video, performans, heykel. ve yerleştirme dahil pek çok farklı mecrada ifade bulan İnci Eviner’in yaratıcı evrenine, işlerinin temelini. oluşturan desenleri ve onlarla konuşurcasına ürettiği metinler üzerinden bir bakış sundu.
Şehir Hepimizin programının yeni bölümünde Abdullah Ezik’in konuğu sanatçı İnci Eviner. Eviner, Arkasında Mahrem Bir Şeyler kitabı üzerinden sanat pratiği ve yazın dünyasını anlattı.
Kitap, sanatçının seçili desenleri ile bu desenlerle. reflektif bir diyalog içerisinde, 2023–2024 yıllarında Büyükada, İstanbul’da yazdığı şiirsel metinlerden oluşuyor. Sanatçının konsepti doğrultusunda tasarlanan eser, Ruslan Abasov’un grafik tasarımıyla gün yüzüne çıkıyor.
-
Çocuğa karşı şiddeti nasıl önleyebiliriz? Çocukların güvenliğini nasıl sağlayabiliriz?
20 Kasım Çocuk Hakları Günü çerçevesinde çocuk hakları alanında öne çıkan başlıkları ele alındı. Pınar Uyan Semerci’nin konukları Ezgi Koman ve Gözde Durmuş.
Şehir Hepimizin yeni bölümünde Türkiye’yi derinden sarsan. önlenebilir çocuk ölümlerini, en temel hak olan çocukların yaşam hakkı konuşuldu.
Dünyada yaşanan pandemi sonrası afetler ve çoklu krizler ortamında, “Çocuğa karşı şiddeti nasıl önleyebiliriz? Çocukların güvenliğini nasıl sağlayabiliriz?” sorularını; çocuk hakları. alanında yıllardır emek veren çocuk gelişimi uzmanı Ezgi Koman ve uzun yıllar İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi’nde (ÇOÇA) uzman ve koordinatör olarak görev yapmış olan Gözde Durmuş anlattı.
-
Şehir Hepimiz‘in yeni bölümünde Abdullah Ezik’in konuğu küratör Ozan Ünlükoç. Ünlükoç,İMALAT-HANE İMÇ Proje Alanı’nda gerçekleşen “It/Ortada” sergisini anlattı.
Küratörlüğünü üstlendiği “It/Ortada”, Umut Azad Akkel’in İstanbul’daki ilk kişisel sergisi olarak sanatseverlerle buluşuyor.
Sergi, temelinde izleyicilere Paulo Freire’nin Ezilenlerin Pedagojisi kitabında incelenen sosyal kodların (ezen/ezilen, mağdur/fail) oyun teması aracılığıyla ele alındığı bir deneyim vadediyor.
-
Şehir Hepimizin yeni bölümünde Itır Akdoğan’ın konukları Adana Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter vekili Türkan Eşli ve Mersin Üniversitesi öğretim üyesi ve Kültürhane kurucusu Doç. Dr. Ulaş Bayraktar. Bu bölümde Adana’da stratejik plan sürecinin, kurum içi ve kent paydaşları boyutunda yapılan yeniliklerini ve bunların demokratik kent yönetimine etkilerini yorumlandı.
Üzerine konuşulan stratejik plan için tıklayın! - Laat meer zien