Afleveringen
-
“Başarılı doğum”, “başarısız doğum”…
Peki bir kadının doğum deneyimi gerçekten bu kelimelerle tanımlanabilir mi?
Bu bölümde, doğum biçimleri üzerinden kadınlara yüklenen toplumsal anlamların nasıl ağır sonuçlar doğurabildiğini konuştum.
Bir görüşmecimin şu cümlesi hâlâ aklımdan çıkmıyor:
“Ben canımla uğraşırken insanların derdi nasıl doğurduğumdu.”Bu cümle aslında çok şeyi anlatıyor.Çünkü toplum; kadınlara yalnızca nasıl davranmaları gerektiğini değil, nasıl doğurmaları gerektiğini de söylüyor. Normal doğumu “başarı”, sezaryeni ise “başarısızlık” olarak kodlayan söylemler; kadınların bedenleriyle, annelikleriyle ve kendileriyle kurdukları ilişkiyi derinden etkiliyor.
Oysa doğum bir yarış değil.
Annelik bir performans değil.
Ve hiçbir doğum biçimi bir kadının yeterliliğini belirlemez.Asıl önemli olan; annenin ve bebeğin sağlıklı, güvenli ve iyi bir şekilde bu süreci yaşayabilmesi.Bu yüzden annelerin hikâyelerini dinlemeye, yargılamak yerine anlamaya ve kadın merkezli bir yaklaşımı birlikte güçlendirmeye ihtiyacımız var. -
Annelik ve Toplum Podcast Serisi 8. Bölüm Yayında! 🎙️
İlk bakışta sıradan bir merak gibi görünen bu soru, aslında kadınların doğum deneyimleri üzerinden kurulan toplumsal baskının bir parçası olabiliyor.
Çünkü doğum biçimleri yalnızca tıbbi değil; aynı zamanda toplumsal anlamlar yüklenen bir alan, Örneğin, vajinal doğum “başarı”, sezaryen ise “eksiklik” gibi konumlandırılabildiğinde; kadınlar kendi bedenlerini, deneyimlerini ve anneliklerini sorgulamaya başlayabiliyor.
Oysa her bedenin, her doğumun ve her hikâyenin koşulları farklı.
Bir kadının nasıl doğurduğu; onun gücünü, yeterliliğini ya da anneliğini belirlemez.
Yeni podcast bölümümde, “Sen nasıl doğurdun?” sorusunun kadınlar üzerindeki etkilerini konuşuyorum. 🎙️ -
Zijn er afleveringen die ontbreken?
-
Annelik ve Toplum Podcast Serisi 7. Bölüm Yayında! 🎙️
Normal Değil, Dayatılmış: Doğum Biçimleri Üzerinden Annelik
“Normal doğum” ifadesi gerçekten ne anlatıyor?Vajinal doğumun yıllardır “normal doğum” olarak adlandırılması, zamanla yalnızca tıbbi bir ifade olmaktan çıkıp toplumsal bir baskı aracına dönüşüyor.
Çünkü bu dil;
• sezaryen doğumu “eksik” gibi konumlandırabiliyor,
• kadınların kendi bedenlerini sorgulamalarına neden olabiliyor,
• anneliği doğum biçimi üzerinden değerlendiren bir algıyı besleyebiliyor.
Oysa her bedenin, her doğumun ve her hikâyenin koşulları farklı.Doğum bir “başarı testi” değil; anne ve bebeğin sağlıkla süreci tamamlamasıdır.
Yeni podcast bölümümde, doğum biçimleri üzerinden kadın bedenine yüklenen toplumsal anlamları ve bunun kadınlar üzerindeki etkilerini konuşuyorum 🎙️ -
Annelik ve Toplum Podcast Serisi 6. Bölüm Yayında!
🎙️Sözün Yükü: Hamilelikte Haddini Aşan Erkek Anlatısı
Hamile bir kadına doğum hikâyeleri anlatılması zaten başlı başına yorucu bir deneyimken, bir de bunu doğumu hiç yaşamamış erkeklerin yapması süreci daha zorlayıcı bir hale getiriyor,
Peki neden kadın bedenine, doğuma ve anneliğe dair her konuda söz söyleme hakkı kendilerinde görülüyor?
Bu bölümde;
✨ toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin gündelik hayattaki yansımalarını,
✨ erkeklerin her alanda söz sahibi olmasının nasıl normalleştirildiğini,
✨ hamile kadınların zihinsel ve duygusal alanlarının nasıl ihlal edildiğini konuşuyorum.
İlgili Linkler:
https://www.youtube.com/watch?v=jxw68zHFMbw
https://www.youtube.com/watch?v=SWoYXebP2bM
https://www.youtube.com/watch?v=Gvjc6zPFAWI -
Annelik ve Toplum Podcast Serisi 5. Bölüm Yayında! 🎙️
Sözün Yükü: “Sen daha doğurmadın mı?”
Hamile bir kadına söylenen bir soruymuş gibi düşünülebilir ama bu kaygının, baskının ve sınır ihlalinin başka bir hali.Hamilelik; bedenin, zihnin ve duyguların yeniden şekillendiği bir süreç.
Fakat toplum, çoğu zaman bu süreci korkuyla, yorumlarla ve bitmeyen beklentilerle çevreliyor.
“Daha doğurmadın mı?”
“Karnında okula başlayacak galiba.”
“Benim doğumum çok zordu…”Peki neden bir kadının bedenine, zamanına ve hikâyesine bu kadar kolay müdahale edebiliyoruz?
Bu bölümde;
✨ hamile kadın bedenine yönelik toplumsal baskıları,
✨ doğum hikâyeleri üzerinden aktarılan korku kültürünü,
✨ “tam anne” algısının kadınlar üzerinde yarattığı yükü konuşuyorum. -
Annelik ve Toplum Podcast Serisi 4. Bölüm Yayında!
🎙️Sözün Yükü: Hamilelik ve Söylemler
Sözün Yükü Üzerine: toplumun dili, bireyin deneyimini nasıl şekillendirir?
Hamilelik gibi son derece kişisel, derin ve dönüşüm içeren bir süreç bile; çoğu zaman başkalarının yorumlarıyla, kalıplaşmış söylemlerle ve görünmez baskılarla çevreleniyor.
“Doğurmak zor, sonrası daha da zor.”
“Artık kendin için yaşamayacaksın.”Ve çoğu zaman tek bir mesaj taşır: “Senin deneyimin, benim yorumuma açık.”Bir kadının bedenine, duygularına ve deneyimine dair sürekli yorum yapmak; sadece sınır ihlali değil, aynı zamanda o deneyimi gölgeleyen bir müdahaledir.
Belki de sormamız gereken soru şu: Gerçekten destek oluyor muyuz, yoksa farkında olmadan yük mü ekliyoruz?
Hadi gelin, konuşalım. -
Annelik, Bakım Emeği ve Bitmeyen Mesai
Annelik, her kadın için farklı anlamlar taşıyan bir deneyim, ama çoğu zaman bu deneyimin içinde görünmeyen bir gerçek var: bakım emeği.
💭 Peki soru şu: Bakım neden “annenin görevi”, babanın ise “yardımı” olarak görülüyor?Toplum, bakım emeğini kadına ait doğal bir sorumluluk gibi sunarken, erkeği destek veren konuma yerleştiriyor.Sonuç: Kadınlar için bitmeyen bir mesai…
📌 Araştırmam kapsamında dinlediğim bir anne şöyle diyor: “24 saat çalışmaya beden mi dayanır?”
Gelin birlikte konuşalım, -
🎙️ Annelik: Tercih mi, Toplumsal Zorlama mı?Annelik, tek bir deneyim değil; her kadın için farklı anlamlar taşıyan çok katmanlı bir süreç. Bu çalışmada odağım, hamilelikten başlayarak erken çocukluk döneminde (0–6 yaş) annelerin toplumla kurduğu ilişki.💭 Peki soru şu: Anne olmak mı, anne olmaya zorlanmak mı? “Ne zaman çocuk yapacaksın?”
“Yaşın geçiyor…”Bu cümleler çoğu kadın için tanıdık. Zamanla bu baskılar içselleşebiliyor ve kişi toplumun beklentisini kendi isteği sanabiliyor.“Ben gerçekten ne istiyorum?”En kritik soru bu. Çünkü annelik, özgür bir tercih olduğunda anlamlı; baskıyla şekillendiğinde ise ağır bir yüke dönüşebiliyor.📌 Araştırmam kapsamında dinlediğim bir anne şöyle diyor: “Aslında anne olmak istemediğimi anne olduktan sonra fark ettim…”Bu cümle, yalnızca bireysel bir deneyim değil; toplumsal öğrenmenin, beklentilerin ve görünmez baskıların bir sonucu..✨ Son söz olarak,
Annelik bir zorunluluk değil, bir tercihtir, ve ancak özgür olduğunda sağlıklı bir deneyime dönüşür.
Podcast içerisinde bahsettiğim https://www.fibagroup.com/uploads/file/2be0d183a090a0003e1addf619865860-1742199342083.pdf -
Annelik ve Toplum Podcast Serisi 1. Bölüm Yayında!
🎙️“Belki de konu sen değilsin…”Hiç sözün kesildiğinde, çok konuştuğun düşünüldüğünde, nasıl giyinmen gerektiği söylendiğinde ya da anne olduktan sonra hayatına dair kararların sorgulandığında bunun seninle ilgili olduğunu düşündün mü?Bu bölüm, tam da bu sorudan yola çıkarak, anneliğin yalnızca bireysel bir deneyim olmadığını, aksine toplumsal beklentiler, normlar ve baskılarla şekillendiğini konuşmak için bir alan açıyor.Peki bu bölüm neyi tartışır? Bu bölüm, “iyi anne” olarak anlatılan kalıpları sorgular.
Bu bölüm, fedakârlık, kendinden vazgeçme ve sürekli çocuk odaklı yaşama gibi söylemlerin nereden geldiğine bakar.
Bu bölüm, annelerin yaşadığı duyguların yalnızca kişisel değil, toplumsal bir bağlamı olduğunu görünür kılar.Ve en önemli soruyu sorar:Tüm bu yoğun toplumsal baskıya rağmen, anne olan kadınlar akıl sağlıklarını nasıl koruyor? Ya da gerçekten koruyabiliyor mu?Bu bölüm, seni kendine şu cümleyi kurmaya davet eder:
“Bu yaşadıklarım sadece benimle ilgili değil.”Annelik ve toplum…Bireysel gibi görünen ama aslında derin bir toplumsal bağlamı olan bu deneyimi birlikte anlamak için buradayız.
Farkındalıktan dönüşüme, dönüşümden dayanışmaya birlikte yürümek dileğiyle.
Blog Yazımı Okumak için: -
Merhaba, ben Arca Begüm Bayır,
Aylar süren emeğin ve heyecanın sonucu: “Annelik ve Toplum” podcastimin tanıtım bölümü yayında! 🎙️
Anneliğe dair toplumun bize anlattıklarını sorgulamaya hazır mısınız?
Bu seri; anneliğe dair görünmeyen baskıları, sorgulanmadan kabul edilen kalıpları ve kadınların deneyimleri üzerinden kurulan dili konuşmak için bir alan açarak birlikte güçlenmeyi amaçlıyor.