Afleveringen
-
Amin Maalouf, Ölümcül Kimlikler kitabı üzerinden aitlik hissi, benlik, kimlik kavramlarını konuştuğumuz bu bölüme hoş geldin.
-
Bu bölümde Harriet Lerner, Öfke Dansı kitabından yola çıkarak, her duygumuza olduğu gibi canımız öfkemize de doğru şekilde sahip çıkmayı konuşuyoruz. Benim de oldukça içli dışlı olduğum üzerine çok mesai harcadığım bir duygu. Kuş gibi bir insan mıyım artık? Hayır ama fena da yönetmiyorum artık. Daha ne olsun diyorum.
İyi dinlemeler
-
Zijn er afleveringen die ontbreken?
-
Akıllı kim, aklını kaçırmış olanlar kim.. ahlaklı, duyarlı, dürüst insanlar, ahlaksızlar, duyarsuzlar ve düzenbazlar yüzünden hasta oluyo, psikolojisi bozuluyo hikayesi var ya.. işte tam bunu anlatan bi hikayeyi ve hikayelere dair sohbet ettiğimiz dinlen podcastinin yeni bölümüne hoş geldin.
-
Rutin bir hayat gerçekten yetersiz midir? Anlamsız mıdır? Sıkıcı mıdır?
Sürekli daha fazlasını istemek, hep daha anlamlı bir hayat aramak, hamster çarkında döner gibi bu anlamı yakalamaya çalışmak mantıklı mı?
Bu sürekli arayış içten gelen bir ihtiyaç mı yoksa fark etmeden dayatılan bir şey mi?Çok severek okuduğum, Nobel Edebiyat ödüllü yazar Kazuo Ishiguro, Günden Kalanlar romanı üzerinden, hayatını sorgulamadan tek bir amaca adayan bir karakterin hikayesini ve bu başlıkları konuştuğumuz bu bölüme hoş geldin.
-
Bu bölümde, benim oldukça cesur bulduğum, yazarın kendi ülkesi Fransa’da ve globalde de en çok konuşulan çağdaş yazarlardan Edouard Louis’nin ''BabamıKim Öldürdü'' kitabını konuşuyoruz.
Bu bir polisiye değil kitabın isminin ilk çağrıştırdığıbu olsa da. Ortada bi cinayet yok yani. Metaforik anlamda bir kullanım ve kitabın hikayesine tam oturuyor bu metafor.
Bahsi geçen röportajlar;
https://www.youtube.com/watch?v=6JeNRF7EwGI
https://www.youtube.com/watch?v=AF7s16ATbJc
-
Alain de Botton – Aşk Dersleri kitabının ana teması, romantizm eleştirisi ve esas olanın uzun bir ilişkiyi sürdürebilme beceresi olması. Kitapta bir kurgu üzerinden uzun süreli bir ilişkinin zamanla nasıl yorulduğunu ve monotonlaştığını anlatıyor ve bu hikaye üzerinden Botton’ın ilişkilere dair analizlerini ve uzun bir ilişkinin sağlıklı devam edebilmesine dair yorumlarını okuyoruz.
Günümüzde ilişkilerin çok hızlı tüketildiğini de düşünürsek, dünyada olduğu gibi kitabın Türkiye’de de son yıllarda bu kadar popüler olmasını anlamak zor değil. Tabii Alain de Botton’ın sosyal medyada viral olan konuşmalarının da bu bilinirlikte payı var.
Kitabın incelemesini yaptığımız bu bölüme hoş geldin.
-
Amaçsız bir refahın, çıplak bir yoksulluğun ve Çin Devrimi’nin içinden geçen Fugui’nin hikayesi şunu gösteriyor:
Anlam yıkılabilir, yön kaybolabilir… Yine de insan, hayatta kalmaya devam eder.Ama nasıl yaşamak?
-
Jose Saramago Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş ve Kabil romanlarını, Saramagonun hayatını konuştuğumuz bu bölüme hoş geldin.
-
‘Dünyadaki Tüm insanlar bir anda kör olsaydı ne olurdu?’ kurgusuyla yola çıkan Nobel Edebiyat ödüllü yazar Jose Saramago’nun daha çok Körlük romanından ve birazda bu kitabın devamı olan ‘’Körlük’’ kitabının 9 sene ardından yayımlanan Görmek romanını ele alıcağımız dinlen podcastinin bu bölümüne hoş geldin.
-
“Her şey senin yorumun… kötü hissediyorsan bu senin seçimin…”
Toksik pozitifliğin, aşırı empatinin ve “her şeyi bireyin omzuna yükleyen” kişisel gelişim dilinin görünmeyen karanlık tarafını konuşuyoruz.
Empati elbette kıymetli; farkındalık da öyle… ama çarpıtıldığında insanı pasifleştiren, sınırlarını eriten, hatta haksızlık karşısında sessizleştiren ve sonunda kendine saldıran bir yapıya dönüşebiliyor. İlişkilerde “her şeyi anlamaya çalışma” çabası da, iş yerinde kendini savunmak yerine içe dönen, hep kendini sorgulayan sesimiz de bu tuzağın parçası olabiliyor.
Bu bölümde, son yılların en popüler söylemlerinden biri olan bu konuları masaya yatırıyoruz.
-
Norveçli yazar Erlend Loe’nun absürd-mizahi romanı Doppler üzerinden; başarı tutsaklığı, hayatın tuhaf akışı ve bazen “her şeyi bırakıp ormana kaçma” isteği üzerine konuşuyoruz:)
Doppler’in babasının ölümünden sonra, bir aile babasıyken tüm sorumluluklarını bırakıp ormana yerleşmesinin arkasındaki duyguları, absürtlüğü ve mizahı açıyoruz.
Başarıyla kurduğumuz çatışmalı ilişki, aile beklentileri, bireyleşme sancısı ve hayatın saçma ama bir o kadar normal tarafları… Gelin bu bölümde konuşalım. -
Jack London’ın bireycilik, sınıf atlama arzusu ve idealize edilen hayallerin gölgesinde ilerleyen romanı;
İnsanın kendi yarattığı hedefe nasıl yabancılaşabildiğini müthiş bir kurguyla anlatıyor.Bir şeyin gerçekten değerli olup olmadığını kendimiz mi sorguluyor, düşünüyoruz?
Yoksa yalnızca başkalarının ona yüklediği anlamla mı hareket ediyoruz? gibi konuları da sorgulatan bir hikâye aynı zamanda.
Hem ait olamamanın hem de artık geri dönememenin yarattığı o boşluk hissi...Roman tam da bu konular etrafında dolanıyor.Martin Eden romanını incelediğimiz bu bölüme hoş geldin.
-
Bazen bir arkadaşımızın başarısına sevinmek, onun mutluluğunu yürekten paylaşmak sandığımız kadar kolay olmaz. Bu durumda sevincimiz ya da başarımız görmezden geliniyorsa kırılır, kızgın hissedebiliriz. Bazen birisi için sevinemeyen tarafta, bazen de kendisi için sevinilmeyen oluruz. Bu bölümde, Sandor Marai’nin Mumlar Sonuna Kadar Yanar ve Daniel Keyes’in Algernon'a Çiçekler romanlarından yola çıkarak dostluk, kıskançlık ve özenme-ilham alma arasındaki ince çizgiyi konuşuyoruz.
İnsani ama bir o kadar da zorlayıcı duyguların, ilişkilerimizi nasıl şekillendirdiğini ve bu duygularla nasıl daha bilinçli bir yerden bağ kurabileceğimizi birlikte araştırıyoruz. -
Bu bölümde Oscar Wilde’ın hayatını, Dorian Gray’in Portresi’ni ve onu mahkemeye götüren süreci konuşuyoruz. Güzellik, özgürlük ve bireysellik fikirlerinin dönemin ahlak anlayışıyla çatışmasını, hedonizmi, narsizmi Wilde'ın hem eserlerinde hem yaşamında ele alacağız.
-
Kadınların kurumsal iş hayatına katılma tarihçesini ve bu süreçteki iş-özel yaşam dengesizliğini, eşit olmayan sorumluluk paylaşımlarının yarattığı yorgunluğunu, 19.yüzyılın balo salonlarından bugüne kadar ele aldığımız bu bölümde "keşke hiç çalışmasaydık" diyen modern kadın manipülasyonlarının, "trade wife" sosyal medya trendlerinin günümüzde ne gibi tehlikeleri ve anlamları olabilir ve neden bugün bu kadar ilgi görüyor? bu konu ve soruları ele aldığımız bu bölüme hoş geldin.
-
Bu bölümde Barry Schwartz’ın Bolluk Paradoksu kitabından yola çıkarak, seçenekler dünyası karşısında yaşadığımız karar verme zorlukları, pişmanlık ve tatminsizlik üzerine konuşuyoruz. Günlük çok basit kararlardan iş hayatına uzanan örneklerden konuştuğumuz bu bölüme hoş geldin. İyi dinlemeler.
-
Bu bölümde Franz Kafka’nın hayatına, özellikle de babasına yazdığı mektuplara yakından bakıyoruz. Kendi olamamanın bir insana yaşattığı huzursuzluk, kaygı ve değersizlik hissi… ama aynı zamanda o sıkışmışlığın nasıl büyük bir edebi mirasa dönüştüğünü konuşuyoruz. Kafka’nın hikayesinden soracağımız sorularıysa sonuna bırakıyorum. İyi dinlemeler...
-
Farkındalık bize özgürlük verir ama fazlası, yük ve bahane haline gelebilir. Aşırı analiz, psikolojik olarak bizi çok yorduğunda, empatiyi meşrulaştırmaya dönüştürdüğünde, yaşamı kaçırmaya başladığındaysa tehlike başlar. Bu bölümde farkındalığın yararı ile aşırısının zehri arasındaki ince çizgiyi, Zorba’dan Candide’e uzanan örneklerle konuşuyoruz.
-
Bu bölümde Hermann Hesse’nin Siddhartha kitabını konuşuyoruz. Bir öğretiyi takip etmenin ötesinde, hakikati ancak kendi deneyimlerimizle bulabileceğimizi anlatan bu yolculukta, çileden hedonizme, yalnızlıktan bütünlüğe giden bir hikâyeyi ele alıyoruz. ''herşeyin insan için'' olduğu, hataların ve döngülerin aslında olgunlaşmanın bir parçası olduğunu anlatan bu kitapta Siddhartha’nın yolculuğunu ve bu romanı yazan Hesse'nin yolculuğuyla paralelliklerini de konuşuyoruz.
-
Ben yaşamımda yolumu yönümü bulamıyorum, ne istediğimi bilmiyorum konusu bu kanalda ilk konuştuğum konulardan biriydi.
Çünkü benim kendi yaşadığım hayatın, koşuşturmacanın içinde artık hiç iyi hissetmediğimi ruhum davulla zurnayla bana gösterdiği noktada başlayan sancılı sürecim, o yolda, o sancı sayesinde kendimi tanımaya başlamamla çoktatmin hissettiğim bi yaşama dönüştü.
Eylül ayında bu temada yapacağımız kampla ilgili de bilgi verdiğim bu bölüme hoş geldin.
- Laat meer zien