Afleveringen

  • Demokrasi, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı neden günlük hayatımızda önemlidir? Bu soruyu yanıtlarken İngilizce karşılıklarını da açıklıyor. Film ve dizi örnekleriyle adalet, ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü gibi kavramları anlatarak, hukuk terminolojisini güncel referanslarla sunuyor.

    • Democracy - Demokrasi

    • Rule of law - Hukuk devleti/Hukukun üstünlüğü

    • Separation of powers - Kuvvetler ayrılığı

    • Participation - Katılım

    • Freedom of speech - İfade özgürlüğü

    • Holding leaders accountable - Liderleri sorumlu tutmak

    • The law of jungle - Orman kanunu

    • Justices - Adalet

    • Injustice - Adaletsizlik

    • Vigilante - Kanunsuz adalet aracısı/Kendi adaletini sağlayan kişi

    • Abuse - Kötüye kullanmak/İstismar etmek

    • Adolesence - Ergenlik/Gençlik dönemi

    • Detention centra - Islahevi

    • Defendant - Sanık/Şüpheli

    • Fair trial - Adil yargılanma

    • How do you plead? - Suçu kabul ediyor musunuz?

    • Guilty - Suçlu

    • Vile - Değersiz/Aşağılık

    • Murder - Cinayet

    • Legal loophole - Yasal boşluk

    • Plea deal - Uzlaşma/Anlaşma

    • Immunity - Dokunulmazlık

    • Accountable - Sorumlu

    • Redemption - Günahlarından arınma/Kurtuluş

    • Punitive - Cezalandırıcı/Caydırıcı

    • Sentence - Ceza/Hüküm

    • Good conduct abatement - İyi hal indirimi

    • Presemption of innocence - Masumiyet karinesi

    • Testimony - Tanıklık/İfade

    • Anonymous witness - Gizli tanık

    • Verdict - Hüküm/Karar

    • Lenient - Hafif (ceza için)

    • Harsh - Sert/Ağır (ceza için)

    • Appeal - Temyiz

    • Overturned - Bozulmuş/İptal edilmiş (karar için)

    • Binding - Bağlayıcı

    • Commanding Presence - Etkileyici/Otoriter varlık

    • Cross Examination - Çapraz sorgu

    • Acquitted - Beraat etmek

    • Press - Basın

    • Freedom - Özgürlük

    See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

  • Yapay zekâ dost mu, düşman mı? Günlük hayatımızı kolaylaştıran bir asistan mı, yoksa bilinç kazanmaya yaklaşan bir güç mü? Bu bölümde, AI’nin sınırlarını, potansiyel tehlikelerini ve onu nasıl kontrol edebileceğimizi tartışıyoruz.

    • Nightmare – Kâbus

    • Ace Up Your Sleeve – Gizli koz

    • Driven By – … tarafından yönlendirilen

    • Virtual Reality – Sanal gerçeklik

    • Augmented Reality – Artırılmış gerçeklik

    • Tech Savvy – Teknolojiye hâkim

    • You Could Do This with Your Eyes Closed – Gözün kapalı yapabilirsin (çok kolay bir şey için kullanılır)

    • Smooth – Akıcı

    • Glitch – Teknik aksaklık, hata

    • Garbage In, Garbage Out – Kötü veri girersen kötü sonuç alırsın

    • Grid – Izgara, ağ

    • Jack In – Dijital bir sisteme bağlanmak

    • Scaremongering – Korku tellallığı

    • Pollyanna-like – Aşırı iyimser

    • Compromise – Uzlaşma veya ödün verme

    • Evacuate – Tahliye etmek

    • Render – İşlemek (bilgisayarda)

    • Overwrite – Üzerine yazmak, eski veriyi silerek yenisini kaydetmek

    • Overfitting – Aşırı uyumlanma

    • Prompt – Komut

    • Input – Girdi

    • Output – Çıktı

    • Adaptive – Uyarlanabilir

    • Drain – Tüketmek, sömürmek

    • Context Awareness – Bağlam farkındalığı

    • Deception – Aldatma

    • Manipulation – Manipülasyon

    • Humanoid – İnsan benzeri robot veya varlık

    • Recognition – Tanıma, algılama

    ------- Podbee Sunar -------

    Bu podcast, Kuveyt Türk hakkında reklam içerir.
    Miles&Smiles Kuveyt Türk, ayrıcalıklı Mil dünyası ve size özel fırsatlarıyla her devirde yanınızda! Siz de mobilden Kuveyt Türklü olarak Miles&Smiles Kuveyt Türk kart başvurunuzu yapın, ayrıcalıklardan faydalanmaya başlayın. Detaylı bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz. .

    See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

  • Bu bölümde İngiliz kültürüne dair incelikler üzerine konuşmaya devam ediyorum. Bir önceki bölümün devamı niteliğindeki bu kısımda Kraliçe (R.I.P.) ile çay içme hikayemin devamını da bulabilirsiniz!

    • Not my cup of tea – Bana göre değil

    • Fancy a cuppa – Bir çay ister misin?

    • Scone – Bir çörek

    • Clotted Cream – Yoğun krema

    • Keep a stiff upper lip – Duygularını belli etmeme, metanetli olma

    • Tongue and cheek – İronik, hafif alaycı bir üslup

    • Self-deprecation – Kendini tiye alma

    • Sarcasm – Alaycı söz

    • Irony – İroni

    • Typical British wit – Tipik İngiliz zekâsı, espri anlayışı

    • Keep calm and carry on – Zorluklar karşısında sakin kal ve devam et (II. Dünya Savaşı sırasında İngiliz hükümetinin moral verici sloganı)

    • Fish and chips – Balık ve patates kızartması (İngiliz mutfağının klasik yemeği)

    • Meal deal – Market veya kafelerde içecek+yemek+atıştırmalık kombinasyonu içeren ekonomik menü

    • Duke of Wellington – Tuvalete gitmek (Eğlenceli bir tabir, “Dük’ü ziyaret etmek” anlamında)

    • Spend a penny – Umumi tuvalete gitmek (Eskiden tuvaletler için bir kuruş ödenirdi)

    • Going to the loo – Tuvalete gitmek

    • Nature is calling – “Doğa çağırıyor” (Tuvalete gitme ihtiyacını esprili bir şekilde ifade etme)

    ------- Podbee Sunar -------

    Bu podcast, Kuveyt Türk hakkında reklam içerir.
    Miles&Smiles Kuveyt Türk, ayrıcalıklı Mil dünyası ve size özel fırsatlarıyla her devirde yanınızda! Siz de mobilden Kuveyt Türklü olarak Miles&Smiles Kuveyt Türk kart başvurunuzu yapın, ayrıcalıklardan faydalanmaya başlayın. Detaylı bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz. .

    See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

  • Bu bölümde Birleşik Krallık'a özel olan bazı İngilizce deyimler ve aksanlar üzerine konuşuyorum. Dile yerleşmiş, ilginç duyulan bir takım ifadelerin hikayelerine bakıyor ve bölümün sonunda Kraliçe (R.I.P.) ile çay içme hikayemi anlatıyorum!

    • Bob’s your uncle – Her şey yolunda

    • Throw in the towel – Pes etmek

    • It’s all gone pear-shaped – İşler ters gitti

    • Lad – Delikanlı

    • Graduation – Mezuniyet

    • Jealousy – Kıskançlık

    • I had to smooth my ruffled feathers – Sakinleşmek zorunda kaldım

    • Received Pronunciation – Standart İngilizce

    • Cockney – Londra aksanı

    • Watcha doin mate – Ne yapıyorsun dostum

    • Oi come here – Hey buraya gel

    • Bubble jacket – Şişme mont

    • Apples and pears – Merdivenler

    • Bread and honey – Para

    • Blimey – Vay canına

    • Upstairs – Üst kat

    • Telly – Televizyon

    • Pub – Bar

    • Individualistic – Bireyci

    • Community – Toplum

    • It’s raining cats and dogs – Bardaktan boşanırcasına yağıyor

    • Take someone down a peg or two – Havasını almak

    ------- Podbee Sunar -------

    Bu podcast, Kuveyt Türk hakkında reklam içerir.
    Miles&Smiles Kuveyt Türk, ayrıcalıklı Mil dünyası ve size özel fırsatlarıyla her devirde yanınızda! Siz de mobilden Kuveyt Türklü olarak Miles&Smiles Kuveyt Türk kart başvurunuzu yapın, ayrıcalıklardan faydalanmaya başlayın. Detaylı bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz. .

    See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

  • Bu bölümde, film ve dizilerin dil öğrenimindeki etkisi hakkında konuşuyorum. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak, izlediğim yapımların İngilizce öğrenimime nasıl katkı sağladığını anlatıyor, popüler kültür referanslarıyla bazı ilginç deyimlerin kökenlerine değiniyorum. Eğer dil öğrenirken eğlenmenin en iyi yolu ne diye merak ediyorsanız, bu bölümü kaçırmayın!

    • Black Swan Theory – Siyah Kuğu Teorisi. mecazi. Beklenmedik büyük etkili olaylar.

    • Breakthrough – Kırıp geçmek. mecazi. Büyük buluş, ilerleme.

    • Milestone – Kilometre taşı. mecazi. Dönüm noktası.

    • Break a leg – Bacağını kır. mecazi. Bol şans.

    • Spill the beans – Fasulyeleri dökmek. mecazi. Ağzındaki baklayı çıkarmak.

    • The nail that sticks out gets hammered down – Çıkıntı yapan çivi çakılır. mecazi. Farklı olan bastırılır.

    • Hit the nail on the head – Çiviyi kafasından vurmak. mecazi. Doğru noktaya parmak basmak.

    • Straight from the horse’s mouth – Doğrudan atın ağzından. mecazi. Birinci elden bilgi almak.

    • With a grain of salt / With a pinch of salt – Bir tutam tuz ile almak. mecazi. Şüpheyle yaklaşmak.

    • Bite the bullet – Mermiyi ısırmak. mecazi. Zor bir şeye katlanmak, dişini sıkmak.

    • Against all the odds – Tüm ihtimallere karşı. mecazi. Her şeye rağmen başarmak.

    • The straw that broke the camel’s back – Deveyi çöktüren son saman tanesi. mecazi. Bardağı taşıran son damla.

    • Point of no return – Geri dönüşü olmayan nokta. mecazi. Karar alındıktan sonra dönüş yapılamayan durum.

    • Don’t burn the bridges – Köprüleri yakma. mecazi. İlişkileri koparma, geri dönüşü olmayan şekilde bağları kesme.

    • Fortune favors the bold – Şans cesurlardan yanadır. mecazi. Cesur olanlar başarıya ulaşır.

    • All it takes is one bad day – Tek gereken kötü bir gündür. mecazi. Bir kötü gün her şeyi değiştirebilir.

    • Pronounce – Telaffuz etmek.

    • Extraterrestrial (E.T.) – Dünya dışı varlık.

    • Adaptation – Uyum sağlama, adaptasyon.

    See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

  • Bu bölümde, hayatınızı değiştirecek bir kararın eşiğinde olsaydınız ne yapardınız? Belirsizliğe atlamak mı, yoksa güvenli olanı seçmek mi? Kendi yolumu çizerken yaşadıklarımı anlatıyor, dil öğrenimi üzerine konuşuyorum.

     • Take a leap of faith – İnanç sıçraması (bilinmezliğe cesurca atılmak).

    • YOLO (You only live once) – Sen yalnızca bir kez yaşarsın.

    • Immersion – Yoğun maruz kalma.

    • Language exposure – Dile maruz kalma.

    • Wake-up call – Gerçekleri fark ettiren uyarı.

    • Don’t fall into this trap – Bu tuzağa düşmeyin.

    • Laid-back – Rahat, gevşek.

    • Steep learning curve – Dik öğrenme eğrisi (öğrenmesi zor süreç).

    • Prep year – Hazırlık yılı.

    • Gap year – Üniversiteye başlamadan veya devam ederken verilen ara yıl.

    • STEM (Science, Technology, Engineering, Math) – Fen, teknoloji, mühendislik ve matematik.

    • Social sciences – Sosyal bilimler.

    • Foreign language – Yabancı dil.

    • Bilingual – İki dilli.

    • Cultural mediator – Kültürel arabulucu.

    • Cultural agent – Kültürel temsilci.

    • Frequency illusion – Sıklık yanılsaması.

    • Nurture vs. Nature – Çevre mi, genetik mi?.

    • Know-how – Uzmanlık bilgisi, teknik bilgi.

    • GPA (Grade Point Average) – Not ortalaması.

    • Purgatory – Araf.

    • Indecisive – Kararsız.

    • Lockdown – Karantina, kapatma.

    • (SWAT) Special Weapons and Tactics – Özel Silahlar ve Taktikler.

    • Blank out – Beyni durmak, hiçbir şey hatırlayamamak.

    • Syllabus – Müfredat, ders programı.

    • Culprit – Suçlu.

    • Fluency – Akıcılık.

    • Accuracy – Doğruluk.

    • Consistency – Tutarlılık.

    • Accountable – Sorumlu.

    • Carrot and a stick – Havuç ve sopa yöntemi (ödül-ceza yaklaşımı).

    • Peace of mind – İç huzuru, gönül rahatlığı.

    • Journaling – Günlük tutma.

    • Nuance – Nüans.

    • Jack of all trades, master of none – Her işi bilen ama hiçbirinde uzman olmayan kişi.

    • Sponsorship – Sponsorluk.

    ------- Podbee Sunar -------

    Bu podcast, Kuveyt Türk hakkında reklam içerir.
    Miles&Smiles Kuveyt Türk, ayrıcalıklı Mil dünyası ve size özel fırsatlarıyla her devirde yanınızda! Siz de mobilden Kuveyt Türklü olarak Miles&Smiles Kuveyt Türk kart başvurunuzu yapın, ayrıcalıklardan faydalanmaya başlayın. Detaylı bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz. .

    See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

  • Bu bölümde, Hollywood’un yarattığı Amerikan Rüyası’ndan, Coca-Colonialism’den, yerel ve dijital argolardan bahsediyorum. Elbette, bu kavramlarla alakalı İngilizce kelimeleri de paylaşmadan geçmiyorum!

    • Rags to Riches – Fakirlikten zenginliğe yükselme.

    • Ladder of Success – Başarı merdiveni.

    • Started from the Bottom – En alttan başlamak.

    • Glorify – Yüceltmek.

    • Exaggerate – Abartmak.

    • Pursuit – Peşinden gitme, çaba.

    • Trailblazer – Öncü, çığır açan kişi.

    • Entrepreneur – Girişimci.

    • Pioneer – Öncü.

    • Break the Mold – Kalıpları kırmak.

    • Misfit – Uyum sağlamayan kişi.

    • Subvert – Altüst etmek, devirmek.

    • Highlights – En önemli anlar.

    • From Scratch – Sıfırdan, en baştan.

    • Melting Pot – Kültürel çeşitliliğin kaynaştığı yer.

    • Bulk – Büyük miktar, yığın.

    • White Supremacy – Beyaz üstünlüğü.

    • Cultural Diversity – Kültürel çeşitlilik.

    • Taxation and Representation – Vergilendirme ve temsiliyet.

    • Globalization – Küreselleşme.

    • To Give In – Pes etmek, boyun eğmek.

    • Colonialism – Sömürgecilik.

    • McDonaldisation – Kültürel ve ekonomik süreçlerin, fast-food sistemleri gibi hızlı, verimli, standart ve hesaplanabilir hale gelmesi.

    • Coca-Colonisation – Amerikan kültürünün ve tüketim alışkanlıklarının, özellikle büyük şirketler aracılığıyla, diğer ülkelerde yayılması.

    • Assimilation – Asimilasyon.

    • Consciously – Bilinçli olarak.

    • FOMO (Fear of Missing Out) – Bir şeyleri kaçırma korkusu.

    • Torture & Torment – İşkence ve eziyet.

    • Superficial – Yüzeysel.

    • Slang – Argo.

    • Lit (Slang) – Harika, mükemmel, çok iyi.

    • Slay (Slang) – Çok iyi yapmak, etkileyici olmak.

    • TBH (To Be Honest, Slang) – Dürüst olmak gerekirse.

    • Dead-Ass (Slang) – Ciddi ciddi, tamamen doğru.

    • Cancel Culture – İptal kültürü.

    • What With – (Sebep belirtirken kullanılan bir ifade).

    • Self-Made – Kendi çabasıyla başarılı olmuş.

    • Ambition – Hırs, tutku.

    • Incentivize – Teşvik etmek.

    • Cautious – Dikkatli, temkinli.

    • Pave the Way – Yol açmak (mecaz).

    • Glamour – Göz kamaştırıcılık, cazibe.

    ------- Podbee Sunar -------

    Bu podcast, Kuveyt Türk hakkında reklam içerir.
    Miles&Smiles Kuveyt Türk, ayrıcalıklı Mil dünyası ve size özel fırsatlarıyla her devirde yanınızda! Siz de mobilden Kuveyt Türklü olarak Miles&Smiles Kuveyt Türk kart başvurunuzu yapın, ayrıcalıklardan faydalanmaya başlayın. Detaylı bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz. .

    See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

  • Bu bölümde, İngilizce veya başka bir dil öğrenirken motivasyon kazanmanın öneminden bahsedeceğim. Bunun için, korkularımızı nasıl aşmamız gerektiğini ve hata yapmanın aslında büyük bir avantaj sağladığını ele alacağız.

    • Achilles’ Heel – Birinin en zayıf noktası, en büyük zaafı.

    • Context – Bağlam.

    • Curb Your Enthusiasm – Heyecanını kontrol etmek, ölçülü olmak.

    • Dis- Prefix – Olumsuzluk veya karşıtlık anlamı katan ön ek.

    • Agree / Disagree – Aynı fikirde olmak / Aynı fikirde olmamak, katılmamak.

    • Assemble / Disassemble – Birleştirmek / Parçalarına ayırmak, sökmek.

    • Escapism – Kaçışçılık, gerçek hayattan uzaklaşma eğilimi.

    • Haphazard / Haphazardly – Rastgele / Rastgele bir şekilde.

    • Keep On Grinding – Pes etmeden çalışmaya devam etmek, azimle uğraşmak.

    • Mal- Prefix – Olumsuzluk veya kötü anlam katan ön ek.

    • Function / Malfunction – İşlev / İşlev bozukluğu, arıza.

    • Nutrition / Malnutrition – Beslenme / Kötü beslenme, yetersiz beslenme.

    • Rain Check – (Bir planı) başka bir zamana ertelemek.

    • Couldn’t Get The Hang Of It – Bir şeyi tam olarak kavrayamamak, öğrenememek.

    ------- Podbee Sunar -------

    Bu podcast, Kuveyt Türk hakkında reklam içerir.
    Miles&Smiles Kuveyt Türk, ayrıcalıklı Mil dünyası ve size özel fırsatlarıyla her devirde yanınızda! Siz de mobilden Kuveyt Türklü olarak Miles&Smiles Kuveyt Türk kart başvurunuzu yapın, ayrıcalıklardan faydalanmaya başlayın. Detaylı bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz. .

    See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

  • Bu bölüm yabancı bir arkadaşınızla ya da daha önemlisi Ricky Gervais gibi birinin karşısında sinema hakkında nasıl ingilizce konuşursunuz onu anlatacağım. Ricky Gervais etkilenir mi bilmem ama karşınızdaki kişinin etkileneceği kesin.

    • Binge-watching – Bir dizi veya film serisinin bölümlerini arka arkaya, tek oturuşta izleme.

    • Cliff-hanger – Sonunun veya sonucunun belirsiz kaldığı, heyecan verici durum veya hikâye.

    • Setting – Bir kitap, film veya tiyatro oyununda olayların geçtiği zaman ve yer.

    • Prequel – Daha önce yayımlanmış bir eserin olaylarından önce geçen hikâye.

    • Sequel – Önceki bir kitap, film veya oyunun hikâyesini devam ettiren eser.

    • Traditional – Uzun süredir bir toplum veya grup tarafından sürdürülen alışkanlık veya davranış biçimi.

    • Phantom – Fiziksel olarak var olmayan, hayalet ya da düşsel varlık.

    • Menace – Zarar verme ihtimali olan şey veya kişi.

    • Protagonist – Hikâyede, filmde veya oyunda ana kahraman.

    • Antagonist – Hikâyede baş karakterin karşısında duran kişi veya güç.

    • Comedy, Romance, Action, Horror, Thriller – Komedi, Romantik, Aksiyon, Korku, Gerilim.

    • Plot twist – Bir hikâyede öngörülmeyen bir olay veya gelişme.

    • Blockbuster – Büyük ilgi gören ve çok satan film veya kitap.

    • Cameo – Ünlü bir oyuncunun filmde veya dizide kısa süreli rol alması.

    • Cult classic – İlk çıktığında çok popüler olmasa da zamanla belirli bir hayran kitlesi edinen film veya kitap.

    • Cast - Casting – Bir film, oyun veya dizide yer alan oyuncular (cast) ve bu oyuncuların seçilme süreci (casting).

    • Icebreaker – İnsanları birbirine ısındırmak için yapılan oyun, şaka veya sohbet.

    • Genre – Sanat, edebiyat veya müzikte belirli özellikler taşıyan kategori.

    • Foreshadow – Hikâyede ileride olacak bir olayın önceden sezdirilmesi.

    • Tear-jerker – İzleyiciyi veya okuyucuyu duygulandıran, hüzünlü eser.

    • Revolves around – Bir hikâyenin veya konunun belirli bir tema veya karakter etrafında şekillenmesi.

    • Emotional roller coaster – Büyük mutluluk ve üzüntülerin iç içe geçtiği duygu durum değişimi.

    • Punch in the gut – Şok edici veya üzücü bir olayın yarattığı güçlü duygusal etki.

    ------- Podbee Sunar -------

    Bu podcast, Kuveyt Türk hakkında reklam içerir.
    Miles&Smiles Kuveyt Türk, ayrıcalıklı Mil dünyası ve size özel fırsatlarıyla her devirde yanınızda! Siz de mobilden Kuveyt Türklü olarak Miles&Smiles Kuveyt Türk kart başvurunuzu yapın, ayrıcalıklardan faydalanmaya başlayın. Detaylı bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz. .

    See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

  • Klasik İngilizceden bıkanlar, ben bir kere söylenince aklımda kalmıyor diyenler için…

    Söylemek istenenlerin İngilizcesi neydi? diye soranlar için… Eğlenebileceğimiz konular üzerinden İngilizce öğreneceğimiz bir podcast yapmanın zamanı geldi.

    ------- Podbee Sunar -------

    Bu podcast, Kuveyt Türk hakkında reklam içerir.
    Miles&Smiles Kuveyt Türk, ayrıcalıklı Mil dünyası ve size özel fırsatlarıyla her devirde yanınızda! Siz de mobilden Kuveyt Türklü olarak Miles&Smiles Kuveyt Türk kart başvurunuzu yapın, ayrıcalıklardan faydalanmaya başlayın. Detaylı bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz. .

    See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.