Afleveringen
-
Kötü bir alışkanlıktan vazgeçmenin ilk adımı, öncelikle ona teşekkür etmek.
Ne kadar zararlı olursa olsun, her alışkanlığın bizim için karşıladığı bir ihtiyaç var.Her kötü alışkanlık, bir çözüm arayışı.
Taşımakta zorlandığımız bir duyguya yönelik yanlış bir cevap.
Bu yüzden onu değiştirebilmek için, zararlarından önce, faydalarını görebilmek gerekiyor.Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
İçinde hem suyu hem güneşi taşıyan; kokusuyla eski yazların hatırasını uyandıran; sıcağın ortasında serinleten, ferahlatan… Lezzetiyle, rengiyle hatta kabuğuyla ve çekirdeğiyle bile doyuran, keyif veren nefis bir meyve: karpuz.
“Güzel Şeyler” serisinde bu haftaki bölümün konusu, karpuzun hikâyesi.
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
Zijn er afleveringen die ontbreken?
-
Ne çok şeyi erteliyoruz! Basit, gündelik işlerden büyük projelere, hayallerimize, hayatta ne çok şeyi sonraya bırakıyoruz. İdeal koşullar, doğru zaman, motivasyon, ilham perisi…
Başlamak için ihtiyacımız olan bunların hiçbiri değil. İhtiyacımız olan tek şey, başlamak! Hemen şimdi.
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
Neden bazen yapmak istediğimiz şeyleri bir türlü yapamıyoruz? İlk adımı atmak neden zor geliyor? Neyi bekliyoruz? Hangi sihirli duyguyu? Ve belki en önemlisi, harekete geçmek için gerçekten motive olmaya ihtiyacımız var mı?
Bu bölüm erteleyenler, başlamayanlar, kendini tembel ya da disiplinsiz olmakla suçlayanlar ve motive hissetmeyi beklemeden hayatla yeniden bağ kurmak isteyenler için.
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
Hayatımızın çoğunu kendimizi düşünerek geçiriyoruz. Zihnimiz kendi hakkımızdaki düşüncelerle meşgul. Kararlarımızı, seçimlerimizi belirleyen, davranışlarımızı ve eylemlerimizi yönlendiren, bu düşünceler. İşte bu yüzden aklına güven duyabilmenin ilk adımı, kendi hakkındaki akılsızca düşüncelerden kurtulmak.
Kendinize duyduğunuz saygıyı, sevgiyi, güveni, özgüveni bir tür bağışıklık sistemi olarak düşünün. Nasıl bağışıklık sistemi vücudumuzun sağlığını korumak üzere virüsleri, bakterileri, zararlı maddeleri tespit edip bizi hastalıklardan ve enfeksiyonlardan korumak için çalışıyorsa, özgüven duygusu da bir bakıma bizi zihinsel ve duygusal olarak dayanıklı tutabilmek için işlev görüyor. Zihinsel ve duygusal sağlığımıza yönelik potansiyel tehditlere karşı bir savunma hattı, özgüven. Bir lüks veya ayrıcalık değil. Sağlıklı ve mutlu bir hayat için insani bir ihtiyaç.
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
Hiçbirimiz her gün aynı ölçüde özgüvenli hissetmiyoruz. Bazen kendimizi güçlü, yeterli ve hayata açık hissediyoruz; bazen de eksik, yorgun, güvensiz.
Özgüven bir deniz gibi aslında. Rüzgârla dalgalanan, fırtına çıktığında kabaran ama hava durulduğunda yeniden sakinleşen…
Günlük hayatın içinde yaşadığımız olaylar da hava durumu gibi. Bir eleştiri, bir başarısızlık ya da reddedilme, insanın kendine dair duygularını sarsabiliyor. Ama denizin yalnızca yüzeyi yok; bir de derinliği var. Özgüvenin asıl önemli yönü de burada saklı. Yüzeyde duygular değişebilir ama derinde insanın kendisiyle kurduğu daha kalıcı bir ilişki vardır. Kendine nasıl baktığı, kendisiyle nasıl konuştuğu, zor zamanlarda kendine nasıl destek olduğu…
Hepimiz bazen düşeceğiz, yenileceğiz, kaybedeceğiz. Kimi günler yetersiz, noksan, yanlış hissedeceğiz. Bundan kaçış yok. Tam da bu yüzden gerçek özgüven, insanın yalnızca ışığını değil, karanlığını da taşıyabilmesi demek. En zayıf hissettiği anlarda bile kendini terk etmemesi, en kötü günlerde bile kendi yanında kalabilmesi…
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
Kötü ihtimaller, felaket senaryoları, “ya en kötüsü olursa” korkusu… Tüm bunlar zihnimizde ne kadar geniş yer tutuyorsa, hayatı o kadar tetikte ve küçük yaşıyoruz. Korku ve endişe yalnızca birer duygu değil; seçimlerimizi, kararlarımızı ve davranışlarımızı şekillendiren zihinsel mekanizmalar.
Oysa çoğumuzun istediği geniş, ferah, hakkını vererek yaşadığımız bir hayat değil mi? Daha az endişe, daha çok umutla yaşamanın ilk adımı, iyi ihtimale şans tanımak.Gelecek dediğimiz şey, zihnimizde bir hikaye. Her koşulda belirsiz ve bilinmez. Geleceği kontrol etme gücümüz yok ama onu nasıl karşılayacağımız büyük ölçüde bizim kontrolümüzde. Daha huzurlu bir hayat için kendimize sunabileceğimiz en büyük şans, kötü hikayelere hapsolmak yerine, iyiyi hayal edebilmek.
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
Hayatta geri kazanamadığımız en değerli şeyin “zaman” olduğunu düşünürüz. Oysa belki de zamandan bile daha belirleyici olan başka bir unsur var: dikkat. Hayatımızı, hayat tecrübemizi kurarken kullandığımız en önemli zihinsel araç.
Bir düşünün: Bir saati değerli yapan nedir? O saatin içinde nasıl yaşadığımız. Neye baktığımız, neyi gördüğümüz, neye anlam verdiğimiz. Kısacası o saati nasıl bir dikkatle tecrübe ettiğimiz.
Aynı altmış dakika, dikkate bağlı olarak güzel bir anıya da dönüşebilir, zihnimizden kayıp giden silik bir boşluğa da, “neden böyle harcadım?” dedirten pişmanlığa da…
Bu yüzden hayatın tadını, rengini, hayattan aldığımız zevki değiştirmek için bazen sadece dikkatimizin yönünü değiştirmek yeterli.
Hayat hepimiz için gelip geçiyor ama nasıl geçtiğini belirleyen sadece günler, yıllar değil; neyin gerçekten yaşanmış sayıldığı. Başımıza gelen her şeyin bizde bıraktığı iz. Ve bu izi bırakan, yaşarken dikkat ettiklerimiz.
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
Hayata daha derinden temas etmek için, hayatın sade güzelliklerine yakından baktığımız Güzel Şeyler serisinde bu defa konumuz, kumru sesi.
Gündelik yaşamın içinde küçük huzur anları bulabilmek için büyük şeylere ihtiyacımız yok. Bazen bir kumrunun sesini işitmek, ona gerçekten kulak vermek ve o sakin, yumuşak ritmine kendi içimizde yer açmak yeterli.
▪️Görmekle fark etmek arasındaki fark neden önemlidir?
▪️Kumrular şehir hayatına nasıl bu kadar iyi uyum sağlıyor?
▪️Kumru sesi, sinir sistemi üzerinde nasıl yatıştırıcı bir etki yaratır?
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
İyi bir hayat yaşarken bile kötü hissedebiliyoruz. Ortada hiçbir önemli sebep yokken içten içe bir huzursuzluk, boğucu bir sıkıntı, açıklayamadığımız bir ağırlık…
Ve ardından gelen tanıdık sorular: Ben neden böyleyim? Benim sorunum ne? Neyim var? Neden mutlu değilim?
Cevaplar, sandığımız kadar karmaşık olmayabilir. Hissettiğimiz her kötü duygunun varoluşsal, derin anlamları olmak zorunda değil. Her duygu, hayatımızın özeti değil.
Duygular bazen sadece bedenimizin bize gönderdiği sinyaller. Bu yüzden kendini doğru anlamak, önce bedeni doğru okumakla başlar.
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
Neden bazı günler zihnimiz bir türlü susmaz, aynı düşünceleri döndürüp durur? Sanki havasız, loş bir odada sıkışıp kalmışız gibi bunaltır bizi.
Sürekli aynı şeyleri düşünüyorsak, bunun sebebi sandığımız gibi kafamızın içinin çok dolu olması ya da zihnimizde bir şeylerin bozuk olması değil. Takıntılı düşünceleri besleyen gizli bir kaynak var: hareketsizlik. Çok fazla düşündüğümüz için bunalmıyoruz. Yeterince hareket etmediğimiz için çok fazla düşünüyoruz.
Hayat ne kadar durağansa, kafamızın içi o kadar yorucu, bıktırıcı düşüncelerle ağırlaşır. Hafiflemenin en garantili yolu, hem fiziksel hem zihinsel olarak hareketlenmek.
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
Hepimiz hayatımız üzerinde söz sahibi olduğumuzu hissetmek isteriz. Yaptığımız şeylerin gerçekten kendi seçimlerimiz olduğunu ve hayatımızın kendi doğrularımızı, kendi değerlerimizi yansıttığını bilmek bize iyi gelir. Sevdiğimiz bir işte çalıştığımızda, kendi istediğimizle bir projeye başladığımızda ya da o gün ne yapmak istediğimize kendimiz karar verdiğimizde içimizde farklı bir enerji olur.
Ama diğer tarafta çok tanıdık başka anlar da var.
Sabah alarm çaldığında istemediğin bir güne uyanmak.
İçinden gelmediği halde “ayıp olur” diye bir buluşmaya gitmek.
İstemediğin şeylere evet deyip sonra içten içe bunalmak.
Mecburum. Yapamam. Değişemem. Ben böyleyim…
Düşüncelerimizi gerçek, duygularımızı kaçınılmaz, içinde bulunduğumuz durumu başka türlüsü mümkün değilmiş gibi görmeye meyilliyiz. Daha özgür hissetmenin önündeki engel çoğu zaman seçeneklerin varlığı ya da yokluğu değil; bizim o seçeneklerle kurduğumuz ilişki. Bu yüzden özgürlük dediğimiz şey, her şeyden önce, kendi hayatına başka bir yerden bakabilme cesareti.
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
Zihnimiz de alışkanlıklarla çalışır: Neyi sık sık düşünürsek, o düşünce zamanla bir zihinsel alışkanlığa dönüşür. Nasıl ki bir davranışı tekrar ettikçe otomatikleşiyorsa, düşünceler de aynı şekilde otomatikleşir. Bu yüzden sürekli düşündüğümüz şeyler, fark etmeden zihnimizin normali haline gelir.
Sorun şu ki, çoğu zaman negatif ve faydasız düşüncelere alışırız. Beynimizin esas görevi, bize kendimizi iyi hissettirmek değil, dikkatimizi olası tehlikelere çekmek ve bizi hayatta tutmaktır çünkü. Bazen “Neden yine bunu düşünüyorum? Böyle düşünmemeliyim” diye kendimizi ikna etmeye çalışırız ama işe yaramaz. Aksine bu çaba, kurtulmak istediğimiz düşünceyi zihnimizde aktif tutar. Peki faydasız düşüncelerin alışkanlığını kırmak nasıl mümkün olur?
Çözüm, düşüncelerle savaşmak değil; zihnin yönünü değiştirmekte. Düşünceyi fark edip ona kapılmadan dikkati bilinçli olarak başka bir yöne taşımak ve bunu tekrar etmek… Faydalı düşüncelerin alışkanlık haline geldiği hayat, kaliteli bir hayat demek.
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
İnsan beyni en çok haklı çıkmayı sever. Kendimizi hep haklı, dünyayı ise tam da inandığımız gibi görmenin bir yolu, alıştığımız, benimsediğimiz hikâyelere sıkı sıkıya tutunmak. Ne görmek istiyorsak, sadece onu aramak. Ne duymak istiyorsak, onu işitmek. Bize hiçbir yararı olmasa bile.
Gerçekten olduğu haliyle dünyayı mı görüyoruz, yoksa zihnin anlattığı hikâyeleri mi?
Kendi hakkımızda inandığımız şeyler doğru mu, yoksa yıllardır tekrar ettiğimiz bir hikâye mi?
Ya hayatımızı sınırlayan şey gerçekler değil de, inandığımız faydasız hikâyelerse?
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
Hayatta olmakla hayat dolu hissetmek aynı şey değil. Hayat dolu hissetmek, yalnızca fiziksel olarak açıklanamayacak bir duygu. Daha derin, daha içsel bir canlılık hali bu. Zihnin berrak, duyuların uyanık olduğu, insanın yaptığı şeylere içten bir istekle yöneldiği anlarla ilgili.
İşte bu canlılık hissi, büyük ölçüde her gün yaptığımız küçük seçimlerle şekillenir. Gün boyunca nelerle meşgul olduğumuz, dikkatimizi nereye verdiğimiz, kimlerle vakit geçirdiğimiz, bedenimize ve zihnimize nasıl davrandığımız… Bütün bunlar yaşam enerjisini ya besler ya da yavaş yavaş tüketir. Bazı seçimler bizi daha istekli, daha güçlü ve hayata daha bağlı hissettirirken, bazıları tam tersine içten içe köreltir.
Hayat dolu hissetmek, çoğu zaman büyük değişimlerden çok, her gün yaptığımız küçük ama anlamlı seçimlerin sonucu.
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
Özür dilemek neden zor gelir? Neden özür dilememek için direnir, yarım yamalak sahte özürlerin arkasına sığınırız?
Samimiyetle özür dileyebilmenin duygusal bir maliyeti var. Çünkü kendimizi hangi mazeretlerle savunduğumuz, aslında en çok nelerden korktuğumuzun işareti.
Ve belki de özür dileyebilmenin en güç tarafı, bizi kendi hakkımızda inandığımız hikâyeyle yüzleşmeye zorlaması.
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
Kışın ortasında, yazdan kalma bir güneş parçası, portakal. Dünyada bir renge adını veren tek meyve.
Güney Doğu Asya’nın nemli ormanlarında büyümüş; uzun yolculuklardan sonra Akdeniz’e yerleşmiş. Akdeniz’in sembolü olmuş.
Rengiyle, lezzetiyle, insanı canlandıran parfümlü kokusuyla; bu bölüm, onun güzelliği hakkında.
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
“Bu iş neden bu kadar sıkıcı? Neden hep ben uğraşıyorum? Bu kadar basit bir şey neden saatler sürüyor?”
Hayat, tam da bunlarla dolu. Canımızı sıkan işler, anlamsız görevler, vasatlık, monotonluk, aksilikler…
Can sıkıntısı yaratan hiçbir şeyden hoşlanmıyoruz. Canımız sıkılsın istemiyoruz. Beynimiz doğası gereği yeni, ilginç, zevkli olanı aramaya koşullanmış. Bu yüzden ilgimizi cezbetmeyen, bize anlamlı gelmeyen görevlerle karşılaştığımızda, onları basit birer rahatsızlık olarak değil; kimliğimize ve hayatımızın anlamına yönelik bir tehdit gibi algılıyoruz. Sanki zamanımızdan, hayatımızdan çalan, özgürlüğümüzü kısıtlayan birer yük gibi...
Peki, tüm bu zorlukları daha kolay hatta daha eğlenceli hale getirmek nasıl mümkün olur?
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
Şüphe, tereddüt ve pişmanlıkla harcanan zamanı, anlam dolu bir tecrübeye, anlam dolu bir hayata dönüştürmek için durup beklemekten vazgeçmek ve karar vermek gerekiyor. Her gün daha az ''bilmiyorum'' demek için kendimize sorabileceğimiz sorular var. Bu bölüm, güvenle karar verebilmek için yapabileceklerimiz hakkında.
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 -
Karar vermek neden zor gelir? En doğru kararı bulma çabası ve pişmanlık korkusu bizi nasıl paralize eder? Kararsız kalmak neden geçici olarak rahatlatır? Yalnızca kararsızlığı aşmak için değil, her kararı güçlü bir tecrübeye dönüştürmek için yapabileceklerimiz var.
• Yaşadığımız kararsızlık gerçekten seçeneklerle mi ilgili, yoksa kaçındığımız duygularla mı?
• Bir karar verdikten sonra hissettiğimiz duyguyu belirleyecek olan nedir: koşullar mı, yoksa koşullar hakkındaki düşüncelerimiz mi?
• “Doğru karar” dediğimiz şey gerçekten var mı? Bir seçimi doğru yapan, seçimin kendisi mi, yoksa onu nasıl sahiplendiğimiz mi?
• Aldığımız kararı, sonuç ne olursa olsun, pişman olmayacağımız bir tecrübeye dönüştürmek mümkün mü?
Daha fazla bilgi için: https://mutlubeyinpodcast.com/
Sorularınızı ve önerilerinizi iletmek için: [email protected]
Instagram'da takibe alın: https://www.instagram.com/ahenkg/
Roman: ''Şanslı Kızlar'' https://rb.gy/hi4zf9 - Laat meer zien