Afleveringen
-
Bazen bir kayıptan sonra hayata devam etmek, unutmak ya da ihanet etmek gibi gelir. Bu bölümde yasın, ayrılığın, acıya teslim olmanın ve kendini yeniden seçebilmenin mümkünlüğü üzerine konuşuyoruz. Çünkü bazı şeyler geçmez gibi gelir; ama her şey mümkün.
-
Bazen ne kadar uğraşsak da olmaz. Çünkü herkesin dönüşümü bizim mücadelemiz değildir. Bu bölümde kabul etmeyi, çözmeye çalışmayı bırakmayı ve insanın yeniden kendine dönmesini konuşuyoruz.
-
Zijn er afleveringen die ontbreken?
-
Bazı insanlar sizi kaybetmek istemez, ama aynı zamanda sizi seçmekte istemez. Bu kafalarının karışık olmasından değil, sizi seçmenin çaba , tutarlılık sorumluluk getirmesinden kaynaklıdır. Ve bunları vermek istememelerinden kaynaklanır. Sizin yolunuza devam etmenizi istemezler, ama kendileri de bir adım atmazlar. Sizi başkasıyla görmek istemezler ama size netlik de sunmazlar. Bağlılık olmadan yakınlık isterler. Sizin orada olduğunuzu bilmenin rahatlığını isterler. Ama gerçekten var olmanın sorumlulugunu almak istemezler. Ve gerçek şu ki, kötü biri gibi görünmek istemezler. Sadece temiz bır imajı korumak ısterler. Ama bir noktada ilgiyi niyetle karıştırmayı bırakmanız gerekir. Keyifli dinlemeler !
-
Bu bölümde şikayet etmeden
Yaşadıklarımı, öğrendiklerimi
ve en çok da kabullenmenin bize ne kadar iyi geldigini konusuyoruz.
Çünkü bazı şeyleri değiştiremiyoruz
Ama onlarla nasıl yaşayacağımızı öğreniyoruz.
Eğer sen de bir şeylerle savaşıyorsan
yalnız değilsin.
Ve sandığından daha güçlüsün.
-
Kimse seni tamamlamak zorunda değil.
Çünkü sen eksik doğmadın.
Ama çoğumuz…
değerimizi başkalarının ilgisine, sevgisine, varlığına bağlayarak yaşıyoruz.
Birinin gelmesiyle iyi, gitmesiyle eksik hissediyoruz.
Bu bölümde şunu konuşuyoruz:
Kendinin her şeyi olmak ne demek?
Kendi duygunu regüle edebilmek.
Kendi kendine yetebilmek.
Sevilmeyi istemek ama ona muhtaç olmamak.
Bu bir yalnızlık hikayesi değil.
Bu, içinde yaşayabileceğin bir sistem kurma meselesi.
-
Bu bölümde; çocuklukta hissedilen sevgisizlik duygusunun yetişkinlikte nasıl bir kimliğe dönüştüğünü, aile dinamiklerinin aslında sandığımızdan çok daha derin etkilerini ve “suçlu aramak” yerine “anlamaya çalışmanın” neyi değiştirdiğini konuşuyoruz.
-
Depresyonda mesele isteksizlik değil, enerjisizliktir.
Ve enerji bekleyerek gelmez. Üretilir.
Bu bölüm, en dipteyken bile sistemi ayakta tutmak üzerine.
Büyük adımlar yok.
Küçük, sürdürülebilir hareketler var.
Az.
Ama devam.
-
Son zamanlarda okuduğum ve diline hayran kaldigim o kitab yorumladım!
Ayrılık sonras bir kadının kendini nasıl toparladığını anlatan Aylin Balboanin kitabını neden okumalısınız ?
Keyifli dinlemeler.
-
İnsanlar dünyayı olduğu gibi değil, algıladıkları gibi yaşar.
Yani bir olayın kendisi ile o olaya verilen anlam farklı şeylerdir.
Ve çoğu zaman davranışlarımızı belirleyen şey olayın kendisi değil, ona yüklediğimiz anlamdır.
Bu yüzden aynı olay iki farklı insanda tamamen farklı sonuçlar doğurabilir.
İnsan başına gelen her şeyi anlamak zorunda değildir.
Ama yaşadığı her şeyin onu olgunlaştırmak için geldiğini fark edebilir.
Dağların olacağını kabul ettıgımız, ama yokuşlardan koşarak inmeyi de hak ettıgımız bir hayatı hepımız için diliyorum.
-
Sınır koymanın yanlış yada bencillik olmadığını kendime de ikrar ederken size de bu konuyu acmak istedim. Umarım seversiniz, keyifli dinlemeler.
-
Bu bölüm iki dostun ettiği sohbetle sizlerleyiz. İyi dinlemeler!
-
Herkese güvenen insanlar vardır.
İyi niyetlidirler, empatiklerdir, kalpleri açıktır.
Ama çoğu zaman en çok onlar yorulur.
Bu bölümde “herkese güvenmenin” gerçekten ne anlama geldiğini konuşuyoruz.
Güven ile saflık arasındaki farkı,
iyi kalpli olmakla kendini koruyamamak arasındaki ince çizgiyi ele alıyoruz.
Neden hep aynı yerden kırılıyoruz?
Neden davranışları görmezden gelip niyete tutunuyoruz?
Ve neden sınır koymayı hâlâ suçlulukla karıştırıyoruz?
Bu bölüm;
kalbini kapatmak istemeyen ama kendini de daha fazla incitmek istemeyenler için.
Herkese güvenmek zorunda olmadığını,
ama kendine güvenmeyi asla bırakmaman gerektiğini hatırlatan bir sohbet.
Belki de mesele iyi olmak değil,
kendine iyi davranmayı öğrenmektir.
-
Bazı yükler bize ait değil.
Bazı güçler ise sadece bize ait.
Güven; başkasının toprağında büyümek değil,
kendi köklerinden güç alabilmektir.
Bu bölüm, kendi güvenini yeniden inşa etmek isteyenler için.
-
Güven;
ihtiyacın olduğu için değil,
istersen yanında durmaktır.
Kimseye tutunmadan bağ kurabilmek,
kaybettiğinde dağılmayacağını bilmek,
ve buna rağmen kalmayı seçmek.
Güven, romantik bir his değil.
Bir duruş.
Ben buradayım.
Gidersen eksilmem.
Kalırsan kendimi feda etmem.
İşte bu güven.
-
Bu bölüm bir yapılacaklar listesi değil.
Bir duruş.
Yeni yıldan hız değil,
istikrar istiyorum.
Daha az kanıtlama,
daha çok devam edebilme hali.
Kendimle kavga etmeyi bırakıp
kendime eşlik etmeyi seçiyorum.
Umarım sende seçimini bu yönde yaparsın. Herkese ışık olsun...
*
Instagram: oldugukadarrpodcast
-
Kendimizi gerçekten ne kadar önemsiyoruz ? Kendimize karşı sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz ? Kendi hayatımızın neresindeyiz ? Biraz kendimiz hakkında sesli konuşalım mı?
*
Instagram: oldugukadarrpodcast
-
Hiç kimse kusursuz değil ama herkes kusursuz görünmeye çalışıyor.
Gerçekten iyi hissetmek yerine, iyi hissettiğimizi göstermekle meşgulüz.
Ve işin komiği… bu çelişki artık kimseye garip gelmiyor.”
*
Instagram: oldugukadarrpodcast
-
Bu bölüm, içimizdeki küflenmiş yükleri ateşe verip kül yaptığımız yer. Affetmek, kimseye iyilik yapmak değil; kendi zincirlerimi sessizce kırmak. Bazen en büyük devrim, kimseye açıklama yapmadan hafiflemek. Kırıldım, düştüm evet unuttum demiyorum… Sadece artık taşımıyorum. Eğer sen de kendi gölgenden çıkmaya hazırsan, bu bölüm sana iyi gelecek.
-
Ayrılık çoğu insan için bir kopuş gibi görünür; bitti sanılır, tükendi zannedilir.
Oysa bu bölümde ayrılığın aslında sevdanın içinden doğan, ona dahil olan bir yanını konuşuyoruz.
Eksilten ama aynı anda derinleştiren o garip hissi…
İçimizde bir boşluk bırakırken bile bizi büyüten o sessiz dönüşümü…
Attilâ İlhan’ın “Ayrılık da Sevdaya Dahil” şiirinden ilhamla,
ayrılığın sadece bir kayıp değil, kişinin kendine varma yolculuğunun bir eşiği olduğunu anlatıyorum.
Acının içinden geçen ışığı, kalbin karanlık odalarını düzenlemeyi,
gidenin bizden götürdüklerini değil, geride bıraktıklarımızın bize neler öğrettiğini konuşuyoruz.
Bu bölüm;
yıkılmakla büyümek arasındaki ince çizgide duran herkese,
gidenleri anlamaya değil, kalanın kendini yeniden kurmasına odaklananlara…
Ayrılık bir son değil;
bazen insan kendi içine ancak bu sessizlikten geçerek varıyor.
-
Aşk kimi zaman yakar geçer kimi zaman bulutların üzerine çıkarır ama her halükarda bir şeyler öğretti kesin. Bu bölümde Aşk yani love konuştuk.
- Laat meer zien