Afleveringen
-
Uykumu Kaçıran Filmler’de bu hafta seyahate çıkıyoruz!
Kimilerine seyahat etmenin kendisi başlı başına bir korku filmi (annem).
Seyahat temalı korku filmleri çoğunlukla Amerikalı olmayanı yabani, tekinsiz ve şiddete eğilimli göstermekte pek başarılıydı. Peki, bir Amerikalı’ya bir diğerinden hiç mi zarar gelmez?
Bunun nadir örneklerinden biri olan Influencer ile tanıştırıyorum bu hafta sizi. Daha doğrusu, hem Influencer hem de devam filmi Influencers ile. Megan Fox'a aşırı benzettiğim, korku sinemasının yükselen simalarından Cassandra Naud’un canlandırdığı CW karakteri, Tayland’dan Güney Fransa’ya, oradan Bali’ye uzanan yolculuğunda karşısına çıkan birbirinden klişe internet fenomenlerini ağına düşürürken işin içinden zekice sıyrılmayı başarıyor. Bize de izlemek düşüyor.
Sizin en sevdiğiniz seyahat korkusu hangisi? Önerilerinizi benimle paylaşmak için @ukf_podcast Instagram hesabımı takip edin.
(00:00) Seyahat aşkı ve korkusu
(09:28) Influencer(s) konusu ve çıkış hikâyesi
(14:29) Filmi önerme nedenlerim
(22:01) Filmde geliştirilebilecek noktalar -
“Aman Tanrım, o bir erkek!” cümlesi bir korku filminin en ikonik repliği hâline nasıl gelebilir? 1983'ün Sleepaway Camp'i bunu başarmakla kalmadı, slasher film camiasına zekice ama pek de insancıl ve etik olmayan bir şekilde adını altın harflerle yazdırdı.
Peki masum bir kız çocuğunun aslında katil bir erkek olduğunu anladığımız bu plot twist salt izleyiciyi şok etmeyi mi amaçlıyordu, yoksa derinlerde başka bir motivasyon mu vardı? Yoksa çok da şey yapmamak mı lazım?
Peki, queer ve trans bireylere karşı giderek daha da düşmanlaşan bu dünyada bu film nasıl yorumlanıyor?
Bu bölümde bayağı derin bir çukura dalıyorum.
Makale linkleri:
Fiske'in teorisinden bahseden makale
Lucy J. Miller
Trans Panic! At the Movies - Allyn Walker
Siz film hakkında ne düşünüyorsunuz? ukf_podcast Instagram hesabindan bana ulasin.
Chapterlar:
(00:00) Sleepaway Camp ile tanışmam(06:35) Filmin konusu ve çıkış hikâyesi
(11:31) Film transfobik mi değil mi?
(16:53) Filmin cinselliğe ve cinsel yönelimlere bakışı
(20:27) Yönetmenin amacının bir önemi var mı?
(30:30) Filmin toplumda potansiyel etkileri
-
Zijn er afleveringen die ontbreken?
-
Araba yolculukları gün ışığında çok ferahlatıcı, hatta terapi gibi olabilir, ama ya güneş battıktan sonra? Hele de o yolculuk, pimi çekilmiş bomba gibi patlamaya hazır aile üyeleriyle yapılıyorsa tadından yenmez. Hele bir de o yolculuk hiç bitmiyorsa…
Uykumu Kaçıran Filmler’de bu hafta sizi çocukluğuma götürüyorum ve 12 yaşındaki Ariel’in izlediği en korkutucu film olan 2003 yapımı Dead End ile tanıştırıyorum. Bu filmi yöneten kişiler artık yönetmenlik bile yapmıyor olsa da, Harrington ailesinin içinde bulunduğu o sonsuz döngü bugün bile uykumu kaçırmaya yetiyor.
Bununla birlikte, yeniden izlediğimde bu filmin zaman zaman absürt komediye nasıl kaydığına inanamadım. Hele ki ailenin iki direği, karı kocayı oynayan usta oyuncular Ray Wise (Twin Peaks) ve Lin Shaye (Insidious) öyle bir döktürmüş ki evlilikten soğutur.
Sizce bu filmdeki mizah bilinçli mi yapıldı, yoksa kazara mı ortaya çıktı?
Instagram’da ukf_podcast hesabından bana ulaşıp görüşlerinizi ve sorularınızı yazabilirsiniz.
(00:00) Gece yolculuğunun korkutucu yanları
(05:48) Dead End filmi ve aile kavgaları
(08:37) konu ve çıkış hikayesi
(13:48) çocukken beni korkutanlar
(21:46) eğlendiren kısımlar
(28:12) Filmin sonu orijinal mi, klişe mi? -
Dünya genelinde zengin ve fakir arasındaki uçurum magmaya ulaşmışken, biraz da durumu ti'ye almayalım mı?
Size "David Cronenberg, The Office dizisinin senaryosunu yazsaydı" temalı bir body horror getirdim: Kombucha
Kurumsal hayatın ve startup kültürünün bütün klişelerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren bu filmi incelerken kendi deneyimlerimi de anlatıyorum. Yani biraz sohbet havasında olacak bu bölüm.
Beğendiyseniz beni takip etmeyi, podcasti puanlamayı ve @ukf_podcast Instagram hesabından bana yazmayı unutmayın.
Bu arada Kombucha'nın kısa film versiyonuna bu linkten ulaşabilirsiniz.
Chapterlar:
(00:00) Nickim neden Ariel?
(04:30) İşsizlik muhabbeti ve Kombucha
(06:53) Konusu ve çıkış hikâyesi
(11:19) Müzisyenlikten kurumsallığa Luke
(19:58) Filmi izlemek için nedenler
(28:55) Notlandırma ve kapanış dilekleri -
İzlediğimden beri unutamadığım, 2020'lerin en rahatsız edici korku filmi olduğunu iddia ettiğim Obsession'ın neden bu kadar mükemmele yakın olduğunu konuşuyoruz bu hafta.
1 milyon doların altında bütçesine rağmen gişe rekorları kıran bu şaheserin arkasında inanılmaz bir ekip var. Geniş vizyonlu YouTuber/yönetmen Curry Barker, anne babası, kankası Cooper Tomlinson, sinematografide Taylor Clemens ve tabii ki ödül sezonunu kırıp geçirecek oyunculuğa sahip Inde Navarrette.
Bu film dışarıdan klasik bir "aşırı kıskanç kız arkadaş" hikâyesi gibi görünse de, yakından incelendiğinde altında çok korkunç bir gerçek yatıyor. Boşuna "efendi çocuk" ya da "incel" korkusu demiyorlar.
Peki siz bu film hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yorumlarınızı ukf_podcast hesabımda paylaşın da azıcık tartışalım be!
Chapterlar:
(00:00) Obsession'ı övmeye doyamadım
(04:52) Konusu, çıkış hikâyesi ve oyuncular
(13:05) Teknik detaylar ve sinematografi
(15:58) Curry Barker'dan modern jump scare anlayışı
(21:00) Oyunculuklar (Give Inde an Oscar!!)
(25:26) Karakter Analizi: Freaky Nikki kimdir?
(31:17) Karakter Analizi: Bear neden çok sorunlu bir karakter?
(39:56) Alternatif son, Nikki'ye ne olacak? -
SPOILER ALERT!!!
Uykumu Kaçıran Filmler'in bu bölümünde 86 yapımı The Fly filminin içini dışına çıkartıyorum (tipki filmde ilk orangutanın başına geldiği gibi).
Ve tabii ki 58'li ilk film ile karşılaştırmalı bir analiz yapıyorum.
Bölümde bahsettiğim Jungcu analiz makalesine buradan ulaşabilirsiniz.
Peki siz hangi filmi tercih edersiniz? 58 mi 86 mi?
Instagram hesabım @ukf_podcast üzerinden beni takip etmeyi unutmayın.
Chapterlar:
(04:20) 50ler ve 80lerde Genetik Bilimler
(11:42) Andre vs Seth: 50'ler ve 80'lerde Bilim İnsanı.
(17:55) 58 vs 86: Fiziksel ve Zihinsel Çöküş
(27:02) Helene vs Veronica: Kadın Karakterler.
(34:36) Notlandırma
-
Body Horror deyince bende akan sular durur. Ve bu türün mihenk taşlarından biri olan David Cronenberg'ün artık Uykumu Kaçıran Filmler'e giriş yapma zamanı geldi de geçiyor.
Cronenberg'ün dehası, Oscar kazandıran makyaj ve efektleri ile Jeff Goldblum ve Geena Davis'in efsanevi performanslarıyla buluşunca ortaya 86 yapımı The Fly gibi bir başyapıt çıkıyor.
Ama yazıklar olsun bana ki bu muhteşem filmin 30 yıllık bir başkalaşım süreci olduğunu son zamanlarda öğrendim. Fitili ateşleyen de - inanmayacaksınız belki ama - 1957'de Playboy'da yayınlanan bir kısa öykü.
Ateşliyor ateşlemesine de ertesi yıl (58) uyarlanan filmin, bizim Goldblum'lu The Fly ile neredeyse sadece isim benzerliği var.
Peki bu iki film neden bu kadar farklı? Bu podcast bölümünde sizi bir rollercoaster'a bindirip bu hikâyenin nasıl elden ele dolaştığını anlatıyorum. Dinleyince iki film arasındaki farkı daha iyi anlayacak, hangi filmin size daha uygun olduğuna net karar verebileceksiniz.
Chapterlar:
(00:00) Gen Tedavileri ve Mutasyon Korkusu
(05:27) The Fly ve Cronenberg Methiyesi
(08:04) Aynı konu, iki farklı film.
(09:56) Playboy’dan Cronenberg’e: Filmin çıkış hikayesi
(17:26) 58 ve 86 arasında temel farklar
-
İngiltere merkezli MoneySuperMarket şirketinin inanılmaz bilimsel (!) araştırmasına göre Sinister dünyanın en korkunç filmiymiş. Tabii ki kendilerine göre dünyanın tamamı Anglophone, yabancı dilde korku filmleri asla yok.
Yanlış anlaşılmasın, Sinister bence başarılı bir korku filmi, ama büyüyü bozan tarafları da yok değil. Bu bölümde Sinister'i rahatsız edici yapan unsurlardan bahsederken sizi o kabusun içinden çat diye çekip çıkaran yönlerine de değinmeyi unutmuyorum.
Ethan Hawke'un oynadığı Ellison karakterinin leşliği (sözlük ve mecazi anlamıyla) bana bazı derin sorular da sorduruyor. Mesela bir insanın en önemli manevi mirası ne olabilir?
Sizce şirketin top 10 listesindeki filmler gerçekten korkunç mu yoksa listede olmayan başka bir film mi olmalıydı birinci sırada?
Bana Instagram'da @ukf_podcast hesabından ulaşabilirsiniz. Ve lütfen takip etmeyi, yorum yazmayı, korku severlerle paylaşmayı unutmayın.
Chapterlar
(00:00) En korkunç film deneyi nasıl yapıldı?
(05:20) Sinister'a giriş ve konusu
(07:15) Sinister çıkış hikayesi
(12:29) Sinister neden korkunç?
(16:52) Ellison karakteri hakkinda
(27:15) Sinister neden korkunç değil?
(31:41) Sinister dünyanın en korkunç filmi mi?
-
SPOILER ALERT!
Messiah of Evil, "gece çiğ köfte yiyip uyuduktan sonra benim kabuslar be like" şeklinde tanımlanabilecek bir film. Ama dikkatli gözlerle incelendiğinde her karesinden o dönemin politik ve kültürel arka planına dair anlamlar çıkarmak da mümkün.
Yönetmenler her zaman bizim düşündüğümüz anlamları kastetmemiş olabilir, ama film yorumlamanın en güzel tarafı da yönetmenin amacını bir adım öteye taşımak değil mi?
Korku ve gerilim filmlerini masaya yatırdığım Uykumu Kaçıran Filmler'in bu bölümünde Messiah of Evil'in 60'lar ve 70'ler Amerikası'na dair anlattıklarını incelerken beyin hücrelerimi yakıyorum adeta.
Benimle birlikte delirmeye hazır mısınız?
#messiahofevil #korkufilmleri #korkusinemasi #filminceleme #korkupodcast #podcastonerisi
Chapterlar:
(00:00) Intro ve konu özeti.
(02:11) Arletty karakteri
(04:44) Mekân analizi: Ev ve kasabanın çağrıştırdığı tekinsizlik.
(10:06) Thom, Laura, Toni: 70lerde Counterculture
(15:37) Mesih ve Kanlı Ay hikayesi
(18:07) Supermarket sahnesi: Bireyselliğin kolektif tüketime karşı aldığı yenilgi
(22:46) Sinema sahnesi: şiddete karşı duyarsızlaşmak ve 70'lerin korku sineması
(27:35) Arletty'nin Çöküşü, anti-psikyatri hareketi ve ikinci dalga feminizm, setteki fakirlik, Donner Party vb.
(35:30) Beynim yandı ve notlandırma
-
Korku filmi severlerin gün saydığı Backrooms filmi öncesinde, filmin altmetni olan Liminal Space (Eşik Mekân) kavramını ele alıyorum. Bu temanın işlendiği onlarca korku gerilim filmi var: The Shining, Lost Highway, Cube, Silent Hill, It Follows, Vivarium ve daha niceleri.
Ama Uykumu Kaçıran Filmler podcastinin bu bölümünde sizi 70'lere götüyorum ve bu türün az bilinen örneklerinden Messiah of Evil ile tanıştırıyorum. İstikamet unutulmaya yüz tutmuş sahil kasabası Point Dune.
YouTube'da İngilizce altyazılı izleyebileceğiniz bu başyapıt, tanık olduğumuz pek çok mekânı Lovecraftian bir kabus yaratmak için kullanıyor. Ama filmin bugün bir kült haline gelmesinin altında yapım aşamasında yönetmenlerin yedikleri efsane bir kazık yatıyor. Detayları bu bölümde tartışıyorum.
Chapterlar
(00:48) Backrooms meselesi
(04:00) Liminal Space (Eşik Mekân) nedir?
(06:00) Liminal korku örnekleri.
(07:38) Messiah of Evil'a giriş.
(09:22) Film konusu ve çıkış hikayesi.
(16:38) Filmi izlemeniz için 3 sebep
#MessiahOfEvil #KorkuFilmi #CultHorror #1973Horror #FilmInceleme #Spoilersiz #KorkuPodcast #CultCinema
-
Ünlü düşünür Tyra Banks'in de dediği gibi. "We were rooting for you Kevin; we were all rooting for you!"
SPOILER ICERIR!
Bu bölümde Çığlık 7'yi eleştirirken adeta senaryoyu yeniden yazıyorum. Karakterler nasıl geliştirilirdi? Mantık hataları nelerdi? Katilin hikayesi nasıl olmalıydı? Yapay zekayı filme nasıl serpistirebilirlerdi?
Bütün fikirlerime katılmayacağınıza eminim, o yüzden sizin ne düşündüğünüzü de deliler gibi merak ediyorum.
Düşüncelerinizi yorumlara yazmayı unutmayın. Instagram hesabım @ukf_podcast üzerinden bana ulaşabilirsiniz.
Korku ve gerilim podcasti seven arkadaşlarınıza bahsetmeyi unutmayın.
Her zamanki gibi muhteşem gülüşüyle podcastime renk katan canım dostum Seth'e sonsuz teşekkürler.
Notlar:
Scream esintili Sims filmi Stalker'ı yapan YouTube kanalı.Bahsettigim Cam (2018) filminin linkiChapterlar:
(00:00) Sevdiğim kısımlar özet
(04:16) Kevin Williamson sorunu.
(05:17) Problem 1: Karakter(siz)ler
(12:45) Hikâye gidişatı
(15:30) Mantık hataları
(22:00) Katiller
(27:40) Yapay zekâ kullanımı
(32:16) Stu geri gelmeli miydi?
(33:52) Filmin tonu
(35:58) Notlandırma.
-
Yılların PrescottHead'i olarak Neve Campbell'in döndüğü Çığlık 7 filmine büyük beklentilerle girdim. Filmden çıktıktan sonra hafızamı sildirmek istedim.
Çığlık serisini Game of Thrones'ifikasyona uğratan bu filmi gömmeden önce bitmiş diş macununu sıkar gibi filme dair sevdiğim şeyleri spoiler olmaksızın sıraladım. İzlemediyseniz izleyin, sonra bir sonraki bölüme geçin.
Bu arada, chapterlar arası o efsane Chucky efekti için canım dostum Seth'e minnettarım.
Chapterlar:
(1:39) Çığlık serisinin hayatımdaki yeri.
(2:39) Filme dair ilk izlenim ve sinopsis
(4:34) Çıkış hikayesi
(7:21) Filme dair sevdiklerim
(10:53) Sevmediklerim özet.
-
Ortadoğu ve Balkanlar'ın en muhteşem korku ve gerilim podcasti Uykumu Kaçıran Filmler'de bugün Bug'dan devam ediyoruz. Baştan söyleyeyim: spoilerlar havada uçuşuyor.
Agnes ve Peter’ın giderek daralan dünyasında, “gerçek" dediğimiz şeyin nasıl buharlaştığını izlerken, iş dönüp dolaşıp folie à deux’ye (madness of two) geliyor. Peki Agnes'a ne oldu?
Peter’ın ortaya attığı komplo anlatıları sadece “çılgınlık” mı, yoksa tanıdık bir yerden mi konuşuyor? Filmde referans verilen bu fikirlerin arka planını kurcalıyor, paranoyanın nasıl bulaşıcı hale geldiğini didikliyorum.
Bir de tabii o final ah o final... Gerçekten ne oldu? Bu noktada internet imdadıma yetişti ve okuduğum en ikna edici teorileri açıklamaya çalıştım.
Sizce bu filmde gerçekten ne oldu? Teorilerinizi benimle paylaşmayı unutmayın.
Bug'i izleyip "Ben ne izledim yahu?" diyenler, gelin bu çukura birlikte girelim.
#Bug2006 #WilliamFriedkin #SinemaAnalizi #FolieADeux #PsikolojikGerilim #MichaelShannon #FilmTeorileri #Podcast #Spoilerlıİnceleme
-
Uyarı: Bu bölümü haftalar önce kaydetmiştim, dolayısıyla nurtopu dediğim şey şu an kocaman bir dev haline geldi.
Bu hafta, William Friedkin’in yönettiği 2006 yapımı Bug filmi ile sinema tarihinin en huzursuz edici odalarından birinin kapısını tıklatıyorum. Tracy Letts’in oyunundan beyaz perdeye taşınan bu yapımın arkasındaki politik ve kültürel alt metinleri, komplo teorilerinin insan psikolojisi üzerindeki yıkıcı etkisini konuşuyoruz.
Bir motelde başlayan bu izolasyon hikayesi nasıl ortaya çıktı?The Exorcist’in yönetmeni William Friedkin’i bu projeye çeken neydi?Oyunculuk sınırlarını zorlayan Michael Shannon ve Ashley Judd bu projeye nasıl dahil oldu?Cevabı bu bölümde.
#KorkuSineması #GerilimFilmleri #Bug2006 #WilliamFriedkin #SinemaPodcast #Filmİncelemesi #PsikolojikGerilim #Spoilerİçermez
Instagram: ukf_podcast
-
O kadar sinirimi bozdu ki, filmi defalarca durdurup muhtemelen gerçek hayatta çok minnos kalpli çocuk oyunculara fena çemkirdim.
Bu bölüm yayınlayabildiğim çemkirmeleri ve bazı ses denemelerimi içeriyor.
Bahsettigim Deadline haberinin linki: https://deadline.com/2026/02/the-masque-of-the-red-death-franz-rogowski-benedict-wong-join-1236716408/
Bolumler:
(00:00) Bi Acaip Intro, Kızıl Ölümün Maskesi, Edgar Allan Poe'nun İngilizcesi ile imtihan.
(04:55) Romanya'daki havuz, yeni çocuk Ben, zorba Jake ve kurban Eli.
(11:16) İlk dönüm noktası: Ben saf değiştirir.
(14:55) İkinci dönüm noktası: Veba Ben'e bulaştı.
(22:32) Ben'in en zor gecesi
(25:11) Ben'in onlenemez yükselişi ve Eli'nin parmağı.
(28:10) The Plague filmini neden sevdim: duygular, sesler ve renkler.
(33:00) Notlandırma ve sosyal mesaj
-
Bu filmi izledikten sonra aklıma gelen ilk soru: Acaba kötülük dünyaya ilk olarak ergenliğe yeni girmiş erkek çocuklarından yayılıyor olabilir mi?
Chapters:
(00:00) Intro
(00:52) Ariel kimdir?
(01:47) Neden korku gerilim?
(05:45) Neden podcast?
(07:15) The Plague Tanitim
(09:03) Filmin konusu ne?
(10:28) Filmin cikis hikayesi
(11:38) Filmi izlemeniz icin 3 sebep