Afleveringen
-
I. Dünya Savaşı sonrası, İtilaf Devletleri'nin işgali altındaki İstanbul. Sokaklarda düzen çökmüş, güvenlik güçleri zayıflamıştır. Bu kaos ortamında bir isim, şehrin korkulu rüyası haline gelir: Hrisantos.
Annesinin işlettiği bir genelevde büyüyen, çocuk yaşta hırsızlığa başlayan Hrisantos, zamanla Beyoğlu ve Kasımpaşa'da örgütlü bir çete kurar. İşgal kuvvetlerinden aldığı destekle güçlenen çete, kısa sürede 13'ü polis olmak üzere 21 kişinin ölümüne neden olur. Yakalanır, kürek cezasına çarptırılır, hapisten tünel kazarak kaçar. Kimlik değiştirir, "Doktor Yani" olur. Ama polis peşini bırakmaz.
Bu bölümde, Osmanlı'nın son yıllarındaki kaos ortamında doğan bir çete liderinin — Hrisantos'un — yükselişini ve düşüşünü anlatıyorum.
-
1974'ün Ocak ayında, San Francisco'nun Ocean Beach kıyısında bir ceset bulunur. Katil, kurbanlarıyla şehrin gay barlarında ve restoranlarında tanışır, onlarla vakit geçirir — ve bazılarının portresini kağıda çizer. Sonra bıçaklar.
18 ay içinde en az altı kişi hayatını kaybeder, üç kişi ise saldırıdan kurtulur. Ama polis bir isim elde edemez — çünkü hayatta kalan tanıklar, dönemin homofobik toplumsal baskısı yüzünden ifade vermeyi reddeder. İçlerinden biri bir diplomat, biri ünlü bir sahne sanatçısıdır; ikisi de kimliklerinin ortaya çıkmasından korkar.
Polis bir şüpheliye ulaşır, 1976'da onunla görüşür. Ama dava hiçbir zaman mahkemeye taşınmaz. "Doodler" hâlâ serbesttir.
Bu bölümde, San Francisco'nun en karanlık, en az bilinen seri cinayet vakalarından birini ve sessizliğin nasıl bir katili koruduğunu anlatıyorum.
-
Zijn er afleveringen die ontbreken?
-
Güneydoğu Ohio'da, 300 kişilik küçük bir kasabada, bir aile yıllarca kimsenin fark etmediği bir sır saklar: 16 çocuk.
1 Temmuz 2026'da yetkililer, Vinton County'deki bir eve arama kararıyla girer. İçeride buldukları şey, savcılığın ifadesiyle "hayal bile edilemeyecek" koşullardır — insan atığıyla kirlenmiş, 3.5x3.5 metrelik tek bir oda, ve bu odada dört yıla yakın süredir tutulduğu iddia edilen, 18 ay ile 18 yaş arasında değişen yaşlarda 16 çocuk.
Çocukların ebeveynleri ve büyükanne-büyükbabaları tutuklanır. Dava, henüz emekleme aşamasındadır; suçlamalar her geçen gün artmaktadır. Ama bir soru şimdiden havada asılı kalır: Bu kadar çocuk, bu kadar uzun süre, nasıl kimsenin gözünden kaçtı?
Bu bölümde, hâlâ aydınlanmakta olan bir vakayı — Vinton County'nin 16 çocuğunu — anlatıyorum.
-
26 Mart 1991. Güney Kore'de resmi tatil ilan edilmiştir. Daegu'da yaşayan beş çocuk, semander yumurtası toplamak için evlerinin yakınındaki Waryong Dağı'na çıkar ve bir daha geri dönmez.
Ülke tarihinin en büyük arama kampanyalarından biri başlar. 300 binden fazla asker ve polis seferber edilir, aramalar canlı yayında izlenir. Ama dağ, çocukları vermez.
On bir yıl sonra, 2002'de, palamut toplamaya çıkan iki kişi, daha önce defalarca aranmış olan bir vadide insan kemiklerine rastlar. Yapılan otopsi, kafataslarında kurşun delikleri ve künt travma izleri ortaya çıkarır.
Bu bölümde, Güney Kore'nin "Kurbağa Çocuklar" olarak bilinen, hâlâ çözülememiş en karanlık vakalarından birini anlatıyorum.
-
2012 yılının Kasım ayında, 13 yaşındaki Dylan Redwine mahkeme kararıyla babasını görmeye gider. Bu sıradan ziyaret, ailenin hiç beklemediği bir kabusa dönüşür: Dylan bir daha hiç görülmez.
Babasının evinde bulunan kan izleri, birbirini tutmayan ifadeler, aylar süren aramalar ve dağlık bir arazide parça parça ortaya çıkan gerçek... Dylan'a o gece gerçekte ne oldu, ve ailesi yıllarca neden cevap bekledi?
Karanlık Kayıtlar'ın bu bölümünde, bir çocuğun esrarengiz kayboluşunu ve ardından gelen uzun adalet mücadelesini anlatıyorum.
-
İnsanlık binlerce yıldır dağlardan korktu. Çünkü birçok kültürde dağlar yalnızca taş ve topraktan ibaret değildi. Onlar yaşayan, izleyen, çağıran ve bazen cezalandıran varlıklardı.
Bu bölümde Türk inanışlarında dağ kültünü, dağ iyelerini, Almastı anlatılarını, Kaf Dağı efsanelerini ve dünyanın farklı bölgelerinde dağlarla ilişkilendirilen karanlık inanışları inceliyoruz. Altaylardan Anadolu’ya, Himalayalar’dan And Dağları’na kadar uzanan bu hikâyelerde ortak bir tema var:
Dağlarda bir şeyler olduğu düşüncesi.
Bazı anlatılarda dağlar insanları koruyor. Bazılarında ise ruhlarını çalıyor, onları çağırıyor ya da geri dönmeyecekleri yerlere sürüklüyor. Şor Türklerinden İnuit inanışlarına, Ötüken’den Kaf Dağı’na kadar uzanan bu karanlık yolculukta; kutsal dağlar, doğa ruhları, eski şaman anlatıları ve unutulmuş korkuların izini sürüyoruz.
Ve belki de en ürkütücü soru şu:
Birbirinden tamamen farklı kültürler neden binlerce yıl boyunca aynı şeyi anlattı? -
Anatoly Moskvin dışarıdan bakıldığında sıradan bir akademisyendi. On üç dil bilen bir tarihçi, gazetelerde yazan bir araştırmacı ve mezarlıklar üzerine çalışan saygın bir entelektüel.
Ancak 2011 yılında polis, Rusya'nın Nizhny Novgorod kentindeki dairesinin kapısını çaldığında, modern suç tarihinin en rahatsız edici vakalarından biri ortaya çıktı.
Evde bulunanlar oyuncak bebek değildi.
-
1977 yılının Eylül ayında, 25 yaşındaki müzik öğrencisi Sigrid Stevenson, New Jersey'deki üniversite kampüsünde bulunan müzik binasında piyano çalışmak için kaldı. Ancak ertesi sabah binaya giren görevliler, kampüs tarihinin en gizemli olaylarından biriyle karşılaştı.
Sigrid Stevenson ölü bulunmuştu.
Olay yerinde zorla giriş izine rastlanmadı. Binada değerli eşyalar duruyordu. Buna rağmen soruşturma ilerledikçe ortaya çıkan ayrıntılar, araştırmacıları karmaşık bir cinayet vakasının içine sürükledi. Kampüs söylentileri, potansiyel şüpheliler, çelişkili ifadeler ve yıllar boyunca cevaplanamayan sorular dosyanın etrafında birikmeye devam etti.
-
19. yüzyılın sonlarında İstanbul'un en sert semtlerinden biri olan Kasımpaşa'da, sıradan bir dul kadın olarak yaşamını sürdüren Hanzade'nin hayatı bir gün tamamen değişti. Önce eşini kaybetti. Ardından en değerli varlığı olan oğlunu. Ve yıllar boyunca peşini bırakmayan bir şüphe, onu ö dönemin en korkulan isimlerinden birine dönüştürdü.
Rivayetlere göre kayıp oğlunun ardındaki gerçeği öğrendiği gece, Kasımpaşa'daki bir hamamda kanlı bir hesaplaşma yaşandı. Ertesi sabah İstanbul'un konuştuğu tek bir isim vardı: Baltalı Hano.
-
Orta Çağ Fransası… savaşlar, inanç ve şatoların gölgesinde gizlenen sırlar.
Gilles de Rais bir zamanlar Jeanne d’Arc’ın yanında savaşan saygın bir komutandı. Kahramanlıkla anılıyor, zaferler kazanıyordu. Ama onun adı, tarih sahnesinde bambaşka bir şekilde yankılanacaktı.
Yıllar sonra ortaya çıkan suçlamalar, şok edici iddialar ve karanlık bir mahkeme süreci… Bir insan nasıl hem savaş kahramanı hem de tarihin en korkunç figürlerinden biri olabilir?
Bu bölümde, şatoların sessiz duvarları ardında gizlenen karanlığı, söylentileri ve gerçeğe dönüşen korkunç iddiaları inceliyoruz.
-
24 Ocak 2007 gecesi, Güney Kore’nin Ansan şehrindeki bir metro çalışanı dikkat çekici bir manzarayla karşılaştı: Zemine kan damlatan ağır bir valiz taşıyan bir adam. Adam çantanın içinde “40 kilo domuz eti” olduğunu söyledi. Ancak yarım saat sonra aynı valiz metro istasyonunun engelli tuvaletinde bulunduğunda, içinden çıkan şey bir insan bedeniydi.
Ansan Station davası kısa sürede ülke çapında korku yarattı. Kimliği bilinmeyen parçalanmış bir ceset, yabancı göçmenlerin yoğun yaşadığı bir mahalle, kayıp bir kadın ve güvenlik kameralarına yansıyan gizemli bir adam… Polis yüzlerce kişiyi sorguladı, binlerce kapıyı çaldı ve kan izlerini takip ederek olayın merkezine ulaştı.
Soruşturma ilerledikçe ortaya çıkan detaylar daha da rahatsız edici hale geldi: parçalanmış bir beden, kayıp uzuvlar, kıskançlık iddiası, çelişkili ifadeler ve cinayetten sonra çekilen banka paraları.
Bu bölümde “Ansan İstasyonu Parçalama Davası”nın tüm detaylarını, soruşturmanın karanlık noktalarını ve Güney Kore’nin en ürkütücü cinayet vakalarından birini inceliyoruz.
-
2018 yılında Hindistan’ın Delhi kentinde sıradan görünen bir evde korkunç bir manzarayla karşılaşıldı. Aynı aileden 11 kişi ölü bulunmuştu. Kapılar içeriden kilitliydi, evde zorlama izi yoktu ve geride onlarca not bırakılmıştı.
Burari deaths kısa sürede dünya çapında yankı uyandırdı. Soruşturma ilerledikçe ortaya çıkan günlükler, ritüel iddiaları, psikolojik etkiler ve aile içindeki dinamikler olayın çok daha karmaşık bir hâl almasına neden oldu.
Bu gerçekten planlanmış bir toplu intihar mıydı? Yoksa olayın arkasında başka bir gerçek mi vardı?
Bu bölümde Burari vakasının tüm detaylarını, soruşturma sürecini, geride bırakılan notları ve olayın hâlâ tartışılan yönlerini detaylı şekilde inceliyoruz.
-
2004 yılında İstanbul’da yaşanan ve yıllar boyunca kamuoyunun gündeminden düşmeyen bir çocuk cinayeti… Hande Çinkitaş henüz genç yaşta hayatını kaybettiğinde, olayın ardındaki gerçek uzun süre tartışılmaya devam etti.
İlk incelemelerden dava sürecine kadar birçok detay kamuoyunda soru işaretleri yarattı. Çelişkili ifadeler, yıllar sonra yeniden gündeme gelen iddialar ve soruşturmadaki tartışmalı noktalar, dosyanın Türkiye’nin en çok konuşulan cinayet vakalarından biri haline gelmesine neden oldu.
Bu bölümde Hande Çinkitaş cinayetinin bilinen tüm detaylarını, soruşturma sürecini, dava dosyasında öne çıkan gelişmeleri ve olayın yıllar boyunca neden gündemde kaldığını detaylı şekilde ele alıyoruz..
-
18 Aralık 1994 gecesi, Güney Afrika’nın Port Elizabeth şehrinde 27 yaşındaki Alison Botha, evinin otoparkında iki yabancı adam tarafından kaçırıldı. Frans du Toit ve Theuns Kruger adlı saldırganlar onu ıssız bir tepeye götürdü.
Orada Alison’a defalarca tecavüz ettiler, karnından 36 kez bıçakladılar, bağırsaklarını dışarı çıkardılar ve boğazını 16 kez keserek neredeyse kafasını kopardılar. Onu ölüme terk edip gittiler.
Ama Alison pes etmedi. Bilincini kaybetmemek için inanılmaz bir irade gösterdi. Bağırsaklarını eliyle tutarak, kesik boğazını dik tutarak yola kadar süründü. Yoldan geçen bir araba onu fark etti ve mucize gerçekleşti.
Hastanede doktorlar onun hayatta kalma ihtimalini neredeyse sıfır gördü. Ama Alison yaşadı. Saldırganlarını net bir şekilde teşhis etti, ikisi de ömür boyu hapis cezası aldı. Alison ise sessiz bir kahramana dönüştü; kitabını yazdı, motivasyonel konuşmalar yaptı ve “I Have Life” (Yaşıyorum) mesajıyla binlerce kişiye ilham oldu.
-
2008 ve 2009 yıllarında Kocaeli’de anne Meryem Tahnal ve 8 yaşındaki kızı Melike Tahnal ardı ardına kayboldu. Yıllarca faili meçhul kalan bu kayıplar, 2018’de Müge Anlı ile Tatlı Sert programına çıkan aile üyeleri sayesinde Türkiye’nin en korkunç skandallarından birine dönüştü.
Harun ve Havva Palu’nun çocukları… Damat Tuncer Ustael’in aileyi “cinci hoca” kisvesi altında nasıl ele geçirdiği, cin musallatı yalanıyla korkutup kontrol ettiği, sistematik tecavüz, işkence ve cinayetler… Meryem’in ağaca bağlanıp aç bırakılarak öldürülmesi, küçük Melike’ye “içine cin kaçtı” denilerek ispirto ve sirke içirilip katledilmesi, cesetlerin Tütünçiftlik’e gömülmesi ve daha birçok karanlık iddia....
-
1944 yılında Güney Carolina’da iki küçük kızın kaybolmasıyla başlayan bir soruşturma… Saatler içinde gözaltına alınan 14 yaşındaki bir çocuk… Avukatı neredeyse yok, jüri tamamen beyazlardan oluşuyor ve duruşma sadece birkaç saat sürüyor.
George Stinney Jr., suçlu bulunmasının ardından yalnızca 83 gün sonra elektrikli sandalyeye gönderildi. Boyu sandalyeye yetmediği için altına İncil konulduğu söylendi. Maske yüzüne büyük geldi. Ve birkaç dakika içinde, Amerika tarihinin en genç idam mahkûmlarından biri hayatını kaybetti.
-
Şubat 2002. San Diego'da sıradan bir Cuma gecesi. Danielle van Dam, ailesiyle birlikte evinde uyurken ortadan kayboldu. 7 yaşındaydı. Kapılar kilitliydi. Pencereler kapalıydı. Ama biri içeri girdi. Cevap, düşündüğünüzden çok daha yakında saklıydı.
-
Anadolu’da nesilden nesile aktarılan rahatsız edici bir efsane… Van’ın Çatak ilçesinde “İnsan Yiyen Köyü” olarak anılan bir mezra ve bu yerle ilişkilendirilen Mirovharlar. Bu bölümde, yamyamlığın tarihsel ve antropolojik kökenlerinden başlayarak, arkeolojik bulgular, sözlü tarih anlatıları ve bölge halkının aktardığı hikâyeler eşliğinde bu iddiaları inceliyoruz.
Kaybolan çocuklar, tandır başında fark edilen korkunç detaylar, Pirka Mirovhar efsaneleri ve köyün neden terk edildiğine dair anlatılar… Tüm bu hikâyeler gerçek mi, yoksa kıtlık, korku ve toplumsal hafızanın oluşturduğu bir mit mi?
-
Sıradan görünen bir hayat… dikkat çekmeyen bir profil… ve arkasında saklanan karanlık bir gerçek. Abdullah Aksoy uzun süre kimsenin şüphelenmediği bir yaşam sürdü. Ancak ortaya çıkan itiraflar, birbirine bağlanan cinayetleri gün yüzüne çıkardı. Her detay, planlı ve soğukkanlı bir zihne işaret ediyordu. Bu dosya, Türkiye’de uzun süre konuşulan en rahatsız edici seri katil vakalarından birinin izini sürüyor.
-
7 Şubat 2012 sabahı Samsun İlkadım’da her şey normal görünüyordu… Ta ki üç çocuk annesi 33 yaşındaki Emel Kılıç ortadan kaybolana kadar.
Boşanma davasına sadece iki gün kalmıştı. Eşi Muzaffer Kılıç’tan yıllardır sistematik şiddet görüyordu. Karakola gidip “Beni öldürecek” demiş, DHA’ya röportaj vermiş, hatta evine kapı zilini alarm gibi kurmuştu. O sabah Anneler Parkı civarında eşi tarafından darbedildiği ve bir taksiye zorla bindirildiği görgü tanıklarıyla sabit… Ama Emel’den bir daha haber alınamadı.
Çocukları evde yalnız kaldı. Cesedi bulunamadı. Taksicinin ifadeleri çelişkilerle dolu. Dosya önce “kayıp şahıs” olarak kapatıldı, sonra cinayet büroya devredildi. Müge Anlı programında defalarca gözyaşları içinde “Bu kadın o gün öldürüldü” dedi. Aradan 14 yıl geçti… Hâlâ ne Emel var, ne fail.
Karanlık Kayıtlar bu bölümde Emel’in korku dolu son günlerini, ihmalleri, taksicinin çelişkili ifadelerini ve hâlâ adalet bekleyen üç çocuğun hikâyesini anlatıyor.
- Laat meer zien